"-HA!"
"BURASI… BURASI DA NERESİ?"
Yuan gözlerini hızlıca çevirdi. Ellerinin titremesi, kalbinin göğsünü parçalar gibi atması… hepsi bir kabus hissi veriyordu. "Bir dakika… bu bir rüya, değil mi? AYNEN, KESİN RÜYA!" diye mırıldandı, ama sesinde kendine olan inanç sarsılmıştı.
Sandalyede oturuyordu. Karşısında boş bir masa ve bir sandalye. Hafif, uğursuz bir müzik duyuluyordu arkadan; tınıları sanki ruhunu kemiriyor, içten içe ürkütüyordu.
Vücudu titriyordu. Gözleri etrafı taradı ve fark etti: karşısında, tamamen siyah giyinmiş bir figür duruyordu. Yüzünde gülümseyen bir maske… ama bir gülümseme değil, adeta bir tuzak gibi.
Yuan kafasını geriye attı, korkusundan nefesi kesildi. Figür sessizce, hareketsiz, sadece ona bakıyordu. Gözleri, Yuan'ın ruhunun içine işliyor gibiydi. Bir süre sessizlik vardı, ve Yuan kendine, "Tamam… rüyadayım… ama nasıl?" diye mırıldandı.
Fakat fark etti ki maskeli adam sadece Yuan'a bakıyordu. Yuan yüzünü sağa, sola çevirse bile gözleri onu takip ediyordu.
Ve o an… müzik kesildi. Yuan konuşmak istedi, "Burada… ne oluyor?" diye sesini çıkarmaya çalıştı… ama hiçbir şey gelmedi. Dudakları hareket ediyor ama kelimeler boğazında düğümleniyordu.
Sağır olmuştu.
Yuan'ın panik nefesi kesik kesikti. Ellerini ağzına götürdü, ama çığlık yoktu. Ses, yok olmuştu. Ve maskeli figürün maskesi değişmeye başladı… artık gülmüyordu.
Yuan ter içinde kalmış, ağzını açamayacağını fark etmişti. Maskeyi her fark ettiğinde başka bir duygu beliriyordu: önce öfke, sonra üzüntü… sonra keder. Yuan hareketsizdi. Endişeyle görebildiği tek şey, maskeli adamın yüzüydü.
Ama… maskesi parçalanmaya başladı. Önce ince çatlaklar, sonra derin yarıklar. Ve tüm maske düşerken Yuan tam yüzüne bakacakken bir anda gözleri karardı. Kör olmuştu.
.
.
.
"-HA!"
Hızlı, kesik nefesler.
Yuan gözlerini açtığında önünde bir kapı fark etti. Etrafındaki gölgeler sanki canlıydı, kıpır kıpır hareket ediyorlardı. Palyaço gibi bir gölge, hâlâ onu dik dik izliyordu.
Kapıya yaklaştı. Elini kapının koluna götürdü, çevirirken elleri titriyordu. Kapının ardında sadece sonsuz bir karanlık vardı.
Yuan ellerini yumruk yaptı, derin bir nefes aldı. Ardından cesaretini toplayıp içeri girdi.
"-HA!"
Ter içinde uyandı. Oda sessizdi.
Sadece bir kişi vardı
Momo
"Diğerleri nerede?" diye sordu Yuan.
"Bilmem… herhalde kabus avlamaya gittiler," dedi Momo, mesafeli ve soğuk bir sesle.
Önce oda bir süre sessiz durdu.
Sonra Yuan birşeyler hatırladı
Momo garip davrandığı bir zaman
Tekrar denemek istedi
Elini uzattı…
"BANA DOKUNMA!"
Ses, Yuan'ı irkiltti. Ama pes etmeye niyeti yoktu.
Momo kaçmak üzereydi, fakat Yuan onu hızla yakaladı:
"NE OLDUĞUNU BANA SÖYLE!"
Momo öfkeyle bağırdı:
"BANA DOKUNMA DEDİM SANA!"
Yuan, çaresizliğin, korkunun ve kararlılığın birleşimiyle… göğsünden bir damla kan fışkırdı. Kan, soğuk ve metalik bir tatla dudaklarına geldi. Pes etmeye niyeti yoktu.
Kanıyla havada yoğun bir duvar yarattı. Duvar, sadece fiziksel bir engel değil, aynı zamanda Yuan'ın korkusunun ve kararlılığının somutlaşmış hâliydi.
Momo durdu, gözleri büyüdü. Rüzgarı savruluyor, kabusları titriyordu. Ama hâlâ saldırmak yerine… geri çekiliyordu.
Yuan nefesini kontrol etti. Her nefes bir savaş, her bakış bir meydan okumaydı.
"Bana ne olduğunu söyle…"
Sesi yalvarış ve emir arasında, korku ve kararlılık arasında gidip geliyordu.
Son anda Yuan saldırdı, Yuan saldırıdan kaçmayı başardı, ardından rüzgarla duvarı kırdı ve uçarak kaçmaya başladı.
Bu sefer Yuan pes etme gibi bir niyeti yoktu
Momo, gecenin karanlığında uçarak kabusları tek hamlede kesiyordu. Her hamlesi ölümcül, her bakışı bir tehditti.
Yuan, rüzgarını arkasına alarak binaların kenarlarında, çatılarda, duvarlarda hızla ilerledi.
Bir binadan diğerine atladı.
Momo tüm gücüyle uçuyordu
Ama bir anda dengesini kaybetti
Momo bir duvara çarptı, hafif sendeledi. Yuan bunu gördü, kalbi sıkıştı… ama Momo tekrar havalandı. Ve tam o anda gökyüzünden asit yağmuru indi, metalik ve keskin bir uğultuyla.
Bu olay Momo'yu hafif sersemlese de uçmaya devam etmeye çalışır
Uçamaz
Momo hemen bir binaya sığınır.
Yuan kafasına bir kalkan oluşturup asit yağmurundan son anda kaçmayı başarır ve Momo ile aynı binaya girer.
Yavaş yavaş Momo yu arar.
Sonra bir anda ağlama sesi duyar.
Sesin yanına doğru giderken evet
Orda Momo ağlıyordur...
