Cherreads

Chapter 13 - 13.BÖLÜM:BİR GEÇMEŞİN ACISI

Yuan elleri titriyor, kalbi yerinden çıkacak gibi çarpıyordu. Korku, tüm bedenini sarmıştı. Karşısındaki kişi…

kimdi o?

O sırada, takımda iki kabusu yenen diğerleri, Yuan'ı arıyordu. Nereye gitmiş olabileceğini kimse bilmiyordu.

Elizabeth, yere düşmüş bir şey fark etti. Kan… yerdeki kanlar.

"Arkadaşlar," dedi, sesi titrek ama kararlı. "Bunları takip etmeliyiz."

Yuan, korku içinde karşısındaki kişiye bakıyordu. Palyaço alaycı bir gülümsemeyle konuştu:

"Ah Yuan… Ah, sen bu duruma düşecekmiydin?"

Hafif bir gülme sesi yankılandı odada.

"Bir kırmızı ateşli… Bu hâle düşmek sana yakıştı, ah ah."

Yuan uzun bir nefes aldı, sesi titriyordu:

"Se-sen de kimsin!?"

Palyaço gülerek cevap verdi:

"Ben sıradan bir palyaçoyum. Bir özelliğim yok."

Cebinden bir kart çıkardı ve Yuan'a verdi. Kartta tek bir yazı vardı: "Ben Lee'yim."

Lee konuşmaya başladı, sesi alaycı ama kararlıydı:

"Senin arkadaşların, seni ne kadar seviyor biliyor musun, Yuan?"

Yuan korkuyla hiçbir cevap veremedi.

"Peki, bana ne yaptıklarını biliyor musun?"

Yuan başıyla hayır işareti yaptı.

Lee gülümsedi ama gözlerindeki ciddiyet dikkat çekiyordu.

"Ölmeden önce de palyaçoluk yapıyordum. Aynı zamanda… güzeller güzeli bir sevgilim vardı."

Bir an şakacı davransa da, sonra ciddi bir ifadeyle devam etti:

"Onunla evlenmek için elimden gelen her şeyi yapardım. Hayattaki tek dileğim oydu. Sadece ben onu değil… o da beni seviyordu. Ben ailemi, senin gibi, hiç tanımadım."

Yuan korkuyla sordu:

"Nasıl biliyorsun?"

Lee gülerek cevap verdi:

"Seni hayatın boyunca izledim."

Yuan titredi, kelimeleri çıkmıyordu.

Lee devam etti:

"Onun ailesi de beni sevmişti, sadece mesleğim yüzünden biraz geride duruyorlardı. Çok para kazanamasam da ona güzel bir hayat yaşatabilirdim. Her şey gerçekten güzeldi, ama…"

Lee elini yumruk yaptı, sesi bu sefer sert ve keskinti:

"Bir gün dışarı çıkmaya karar verdik. İşim bitmişti ve hazırlanıyordum. Gerçekten mutluydum. Önce yemek yedik, sonra bir şeyler içtik. Ama… dışarıda bir araba ona çarptı."

Sesi titredi, gözleri doldu.

"Hastaneye gittik… ama onu kurtaramadılar. O gün hayatımda en çok ağladığım gündü. Arabadakiler bulunamadı, kamera bozuktu… ceza verilmedi."

Lee kendini zor tutarak devam etti:

"O günden sonra hiçbir şeyden zevk almadım. Ailesiyle bir daha konuşmadım, işimden ayrıldım. Ruhsuzca dolaşıyordum… ve araba çarpan kişiler beni buldu. Dövdüler beni. Hiçbir şey yapamadım. Ama cebimde bir bıçak unuttuğumu fark ettim."

Yuan, Lee'nin sesiyle oynayan duygularını dikkatle izliyordu.

"Bıçağı kullandım… önce birini, sonra diğerlerini. Bazılarını öldürdüm ama 20'den fazla kez bıçaklandım. Ve… öldüm. O günden sonra buradayım. Yamoto önce fark etti beni… Kalbimin ateşinin kırmızı olduğunu anlamadılar. Ama gücümü fark ettiklerinde mutlu oldular. Kabusları istediğim gibi yok edebiliyordum. Uzun süre bunu kullandık. Arkadaş olduk. Momo, Notch, Xen… Hepimiz mutluyduk."

Lee bir an durdu, gözlerinde karanlık bir parıltı vardı.

"Lakin… bir gün fark ettim ki, kabuslarla intikam alabilirdim. Bunu Yamoto'ya söylemedim; karşı çıkacağını biliyordum. Onları aradım… aradım… aradım… en sonunda buldum. Kabusları onların üstüne salarak… trafik kazasında öldürecektim. Ama Yamoto son anda kabusları öldürdü."

Lee bağırdı, siniri hâlâ canlıydı:

"İntikam almak saçma! Artık alsan da, başarma duygusu yaşamayacaksın!"

Yuan, Lee'nin öfkesini ve acısını hissedebiliyordu.

Lee devam etti:

"Hayattaki en sevdiğim kişiyi onlar öldürdü. İntikam alınca duygu hissetmeyeceğimi ben de biliyorum. Ama bunu yapmak zorundayım."

Yamoto onu sakinleştirmeye çalıştı:

"Her insan intikam ister… ama intikam alıp da mutlu olan gördün mü?"

Lee sessizce baktı, kelimeler çıkmıyordu.

"Sen böyle bir şey yaşadın mı ki?" dedi sonra, kabuslarını kullanarak Yamoto'yu kartlarıyla durdurdu.

"Onlar öldü… Ben cidden mutlu olmuştum… ama Yamoto… bana sinirlenerek bağırdı: 'Ne yaptığının farkında bile değilsin!'"

İki taraf arasında kısa bir düello yaşandı, Lee kaçtı. Kabuslarıyla kaleyi inşa etti.

Yuan, gözlerini açarken, Lee'ye bakıyordu. Takımdaki herkes tedirgindi. Lee, kartlarını kullanarak diğerlerini susturdu. Alaycı bir şekilde:

"Ah, bizimkiler gelmiş. Merhaba Yamoto, görüşmeyeli nasılsın?"

Yamoto'nun yüzünden hem şaşkınlık hem de öfke okunuyordu.

Lee, Yuan'a döndü:

"Yuan, senin kalbini kullanarak bir dilek dilebiliriz. İstersek gerçek dünyada zengin olabilirsin!"

Parmaklarını şıklattı. Kafes yok oldu. Elini uzattı:

"Bu elimi sıkarak sonsuza dek mutlu olabilirsin."

Yuan, arkadaşlarına baktı. Hepsinin yüzünde korku vardı. Ayağa kalktı ama kelimeler çıkmıyordu.

Lee'nin planı henüz bitmemişti. Bir kart fırlattı, Yuan'ın vücudunu kontrol etmeye başladı.

Momo bir şeyi fark etti: Elite kabuslar dikkatsizdi.

Notch kısık bir sesle uyardı. Sert bir yumrukla yere vurdu; yumruk Lee'yi bile sarstı ve bir kabus öldü.

Bu olaydan sonra büyü bozulmuştu.

Momo, kasırga gücünü kullanarak Lee'ye odaklandı. Diğerleri, diğer Elite kabusları durdurdu. Lee, Yuan'ı yanına çekti ve yere düştü.

Lee saldırıyordu. Yumrukları öylesine sertti ki, Yuan hiçbir şey yapamıyordu. İçeri başka Elite kabuslar girdi; hepsi saldırdı. Lee'nin amacı belliydi: Yuan'ı bayıltana kadar vurmaya devam etmek.

Notch, diğerleri Elite kabuslarla uğraşırken aşşağı atladı ve güçlü bir yumrukla saldırdı. Yavaş yavaş Elite kabuslar öldü, hepsi yere indi.

Lee, kazanamayacağını anlayınca:

"Sonra görüşürüz arkadaşlar… elbet görüşeceğiz."

Hem buraya hem dışarı bir kart fırlattı, ışınlandı. Buradaki kart patlasa da, takım son anda kaçtı.

Önce tedirgin olan herkes, ardından rahat bir nefes aldı. Yenmişlerdi Lee'yi.

Elizabeth yavaşça Yuan'a baktı. Yüzünde sadece bir şey vardı

korku...

More Chapters