Cherreads

Chapter 27 - Bölüm 27

Yer : Kutsal Tapınak, Ana salon

Öğlenden sonra Kutsal Tapınak'ın ana salonu alışılmış günlerden çok daha kalabalıktı. Devasa mermer sütunlar gökyüzüne uzanıyormuş gibi yükseliyor, üzerlerine işlenmiş kutsal semboller güneş ışığını yakalayarak hafifçe parlıyordu. Tavandaki kristal avizelerden süzülen ışık zemindeki beyaz taşlara vuruyor, salonu altın tonlarında bir huzurla dolduruyordu.

Etraf gardiyanlarla doluydu.

Farklı rütbelerden savaşçılar görev ödüllerini almak için toplanmıştı. Kimisi yüksek sesle gülüyor, kimisi yeni aldığı yaraları gururla gösteriyor, kimisi ise savaş sırasında yaşadığı ölüm anlarını abartarak anlatıyordu.

Zırhların birbirine sürtünmesi…

Kılıçların kınlara girerken çıkardığı metalik ses…

Uzaktan gelen kahkahalar…

Enerji kullanan gardiyanların çevresinde oluşan hafif titreşimler…

Salon resmen yaşıyordu.

Ama bu kalabalığın ortasında garip bir sessizlik alanı vardı.

Arthur ve Jack.

İkisi yan yana sandalyelerde oturuyordu.

Jack hâlâ baygındı.

Nefesi düzenliydi ama yüzünde savaşın yorgunluğu açıkça okunuyordu. Parmakları ara sıra istemsiz kasılıyor, sanki bilinçsiz hâlde bile savaşmaya devam ediyordu.

Arthur ise tamamen hareketsizdi.

Elinde tuttuğu yüzüğe bakıyordu.

Yüzük küçük olmasına rağmen sanki içinde bir dünya taşıyormuş gibiydi. Işık vurdukça yüzüğün yüzeyinde anılar gibi titreyen yansımalar oluşuyordu.

Arthur'un bakışları sert değildi.

Yumuşaktı.

Özlem doluydu.

Arthur : Keşke yanımda olsan... Etrafın ne kadar huzurlu olduğunu görebilseydin.

Arthur (Aklında) : Onun son isteklerini gerçekleştirmeyi başarsam şuanda ne tür yüz ifadesi yapardı...

Arthur tamamen birisini özlercesine düşünüyordu, etraf kalabaklık iken bir anda Arthur yayılan aurayı hisseder ama Kutsal tapınağın dışından geliyordu ve kim olduklarını anladığı anda yüzündeki küçük göz yaşlarını sildi ve bir tane görevliye seslendi

Arthur : Görevli!

Görevli bunu duyar duymaz hızlıca Arthur'un yanına gider, Jack'in sıralamasını test eden görevliydi

Görevli : Buyrun, Bay Arthur.

Arthur, Jack'e işaret parmağı ile işaret eder

Arthur : Bu oğlanı benim katıma götür ve olabildiğince hızlı ol

Görevli : Emredersiniz!

Görevli hızlıca Jack'i taşımak için yanına gider, Arthur ise yayılan auranın yanına gitmek yerine arka kapının olduğu tarafa gitti yani sağ taraftaydı, biraz yürüdükten sonra kapıdan dışarıya çıkar, çevresine bakar, bir anda Batıya baktı

Arthur : Orası olur.

Arthur onu dediği anda ortalıktan yok oldu sanki ışınlanmış gibiydi ama tamamen hızıyla o kadar hızlı hareket etti tam tamına 1000 kilometreyi 1 saniyede koştu dehşet hızlıydı ve Arthur'un gittiği yer ise...

Arthur : Ah Deadland şehri... istemediğim anılar geri döndü...

Arthur arkasına döner ve seslenir

Arthur : Bakıyorum da öğrencimi idam etmek için sabırsızsınız

Arthur'un baktığı yönde iki kişi aşağıdan düşer ikisinin aurası dehşet verici derecede güçlüydü ama Arthur kadar güçlü değillerdi

: Liberty'nin taşıyıcısı, insanlık için tehtidtir, Arthur.

Arthur sırıtır ama hafif sinirliydi

Arthur : Öğrencime hareket eden, bana hareket eder, Merlin.

Merlin : Senin kadar riskçi birisi varsa kolumu kesip alabilir.

Merlin'in arkasında birisi yavaş yavaş yürüyerek onun yanına geçer

: Merlin, sakin ol bence nedenini öğrenmemiz lazım.

Merlin : Roland, bu pisliği mi destekliyorsun?

Roland iki kolunuda kaldırır sanki öyle birşey yok anlamında cevap veriyordu

Roland : Hayır, sadece bilgi öncelik gelir benim için.

Arthur, o ikiliye işaret eder ve sırıtır

Arthur : Sahibini dinleyen köpeğe benziyorsun ama köpek daha güçlü ama sahibini dinler

Merlin sinirlenir, etrafta devasa aura yaymaya başlar 30 katlı bir bina kadar büyük bir aura yayılımıydı

Merlin : Sana köpeği gösteririm!?

Roland, Merlin'in aurasından dolayı dizlerine çökmüştü ve bağırır

Roland : Sakın Merlin!

Merlin elinde siyah enerji oluşmaya başladı ama devasaydı sanki kaya kadardı, o elinde yayılan enerjisi yavaş yavaş küçülmeye başlar sanki karanlık bir kılıcın şeklini alıyordu ama o kadar korkutucu derece güçlü bir enerjiydiki Liberty'nin şuanki zayıf halinin on beş ve yirmi kat daha fazla enerji taşıyordu Merlin ve şunu der

Merlin : Ay Tanrısı'nın Kılıcı, Karanlık Boşluk!

Merlin'in elindeki kılıç Ay Tanrısı'nın Kılıcı yani üç Tanrısal kılıçlardan birisi, O kılıcı aşağıya salladıktan sonra devasa bir kesik Arthur'a doğru geliyordu ama o kesiğin büyüklüğü Kutsal Tapınağının yüzde doksanını kesebilirdi çünkü Tapınak yüz katlıydı, o devasa kesik Arthur'a gelirken, Arthur sadece dikiliyordu ama elinde alevler oluşmaya başladı resmen güneşin kendisi Arthur'un yumruğuyla birleşmişti ve Arthur şunu der

Arthur : Bana karşı kazanma şansın on olabilir mi sadece? Hayır bir bile olamazsın

Arthur bir anda devasa bir enerji yaymaya başladı sanki bina kadardı yumruğundaki enerji, Etraftaki ölüm bitki, ağaç ve herhangi şey erimeye başlıyordu, Merlin ile Roland normal insan olsaydılar çoktan sıcaklıktan ölüp gitmişti o kadar kuvvetli bir alev yumruğuydu ve O kesik Arthur'a yakın iken yumruğu savurur üstünede haykırır

Arthur : Kutsal Güneş Alevleri!

O yumruğu attığı anda sanki Anka Kuşu bağırma sesleri gelir gibiydi, Yumruk kesiğe deyer deymez kesiği tamamen parçalar sanki bir ince camı çıplak yumrukla kırmak gibi kırılmaya başladı ama çok hızlı geliyordu darbe bir de o kadar büyük ki o alev topu resmen devasa şehrin yüzde yirmi beşini rahat yok edecek kadardı ve Merlin ise kaçacak zamanı yoktu ve o anda ölümü görüyordu ama Roland Tekniği sayesinde Merlin'i kurtarmayı başardı ve o teknik ise...

Roland : Nihai Teknik, Sıfır Boşluk : Mutlak Savunma

Roland'ın Tekniği Atom kontrolü ve kullandığı şey ise Nihai Teknik bir gardiyanın ulaşabileceği mükemmel seviyedir bir de

Sıfır Boşluk : Mutlak Savunma, kullanıcının çevresindeki atomları mutlak hassasiyetle kontrol ederek oluşturduğu gelişmiş bir savunma sistemidir.

Normal maddelerde atomlar arasında mikroskobik boşluklar bulunur.

Bu boşluklar enerji, ısı ve fiziksel kuvvetlerin yayılmasına izin verir.

Teknik aktive edildiğinde kullanıcı, atomlar arasındaki bu boşlukları minimum seviyeye indirerek madde yoğunluğunu aşırı derecede artırır ve enerji aktarımını bastırır.

Böylece oluşan alan, saldırıları yalnızca engellemez; darbenin var olabileceği fiziksel yolu ortadan kaldırır.

Güç seviyesi yükseldikçe bariyer atomları adaptif biçimde yeniden düzenlenir ve yüksek tehditlere karşı otomatik savunma tepkileri üretir Ama mutlak değildir.

Bariyerin dayanıklılığı, kullanıcının kontrol edebildiği toplam enerji miktarıyla sınırlıdır ve karşısındaki ondan büyük farkla güçlüyse bariyeri hiçe sayar

Roland, Merlin'i koruma altına aldı ve o saldırının içinden geçerler ama darbeyi durduramazlar alevin içindeyken alev o kadar güzel gözüküyorduki sanki mükemmel manzarada şafak vakti ile izlemek gibiydi, Roland ile Merlin o alevin içinden geçtikten sonra direk Roland şunu sordu

Roland : İyi misin?

Merlin hafif gergindi ama cevap verebilirdi

Merlin : İyiyim.

Roland : Zemine yavaş yavaş inelim... Yer yok ki!

şaşırması normaldi resmen altları resmen boşluktu çünkü alev topu altındaki zemini 134 kilometre derinlikte çatlak oluşturmuş ve bu çatlak resmen 213 kilometre uzaklığa kadar uzanıyordu sanki birisi Devasa bir bıçakla saplamış gibiydi bir de Roland ile Merlin'in düşmeme sebebi Roland oksijeni resmen saydam hale getirmiş gibi yani basamak gibi gözüküyor bir de onları bir araya getirerek gazı katı hale getirmiş gibiydi

Merlin : Şanslıydık... Eğer tüm gücünü kullansaydı bizi rahatlıkla yok ederdi

Roland hafif terliyordu çünkü çok fazla enerji kullandıydı ama konuşmaya yetecek kadar enerjisi vardı

Roland : Evet, istese bu şehrin tamamını yok eder ekstra ise 500 kilometresinide yok ederdi, tek saldırı ile...

Merlin : Hala anlamıyorum... Dünya'yı yöneten bütün Tanrılar nasıl böyle canavarı yaratmakta sıkıntı yok der?

Durum güncellemesi Deadland şehri Arthur tarafında yüzde yirmi sekizini yok etmiştir.

Arthur o olaydan sonra hemen Tapınağa geri döndü, akşam saatleriydi, Tağınağın giriş kapısından girer ve orada birisini gördü

Arthur : Senin ne işin var? Rick?

Rick : Biraz zamanını alabilir miyim? Bay Arthur.

More Chapters