Yer : Kutsal Tapınak, Ana salon
Etrafta az çok insan vardı çünkü bazıları erken bitirmişti, çevredw sohbet sesleri, zırhları çarpıştırıyorlar gibi sesler büyük ihtimalle hava atmak için çarpıştırıyorlardı, etraf resmen sesliydi ama o kadarda değildi ama birden asansörün gelme sesi gelir, yavaşça açılır, içinden bizim ikili çıkar ve asansörden çıkıp yürümeye başlar ikiside
Jack : Bu cüce ne kadar güçlü?
Arthur sırıtır
Arthur : Çenesinin sıralaması sıfır olur, güç konusunda bir olur galiba.
Jack : Nasıl gözüktüğünü sorabilir miyim?
Arthur kahkaha atar resmen en komik şakayı duymuş gibiydi
Arthur : Hahaha! Düşün resim yapıyorsun ve isteyerek bütün boyları karıştırmadan attığını düşün ve karışmamış şekilde kaldığını düşün. Hahaha!
Jack şaşkındı, düşünür aklına farklı cinste giyisili birisi gelir sonra şunu der
Jack (Aklında) : İmkansız çünkü kim öyle giyinipte etrafta gezerki?
Jack ve Arthur ilerlemeye başlar, Jack'e tanıdık yere doğru ilerliyordu neden tanıdık çünkü gittiği yol Mutlak Hapisaneye inen merdivenlerdi
Jack : Burayı bir gram bile özlemedim...
Arthur : Katılıyorum...
Arthur ile Jack merdivenlere varır varmaz yavaş yavaş aşağı inerler her bir adımda hafif yankılar artıyordu, mum ışıkları ile parlıyordu etraf ama parlamayan yer resmen karanlıktı bir anda birşey fırlayacakmış gibi hava veriyordu, Arthur ile Jack sonunda merdivenden indikleri anda yürümeye devam ederler
Belli süre yürümeye devam edeler etraf resmen sessizlikle kaplıydı mumların alevlerinin sesi bile yoktu, rüzgarsız bir gündü ama ses çıkar, devasa bir çekicin düşme sesiydi, Arthur ve Jack aceleyle oraya doğru koşarlar, koşarlar ve sollarında bir kapı vardı direk çalmadan kapıyı kırarak girerler o kırılma sesi yankılandı ve gördükleri şey garip bir durumdu
Jack : Cidden bu bizim görüşeceğimiz adam mı?
Arthur ifadesiz şekilde önüne bakarak bunu der
Arthur : Ne yazık ki... evet....
Gördükleri şey şuydu, devasa bir çekiç tam olarak üç metre boyunda bir çekiçti çekiç yere saplanmıştı yerdede çatlak, en üst kısmında, çekicin tutma yerinin son bulduğu yerde sıkışmış bir cüce vardı, cücenin karnın ortasında sapın son bulduğu yerdeydi, cüce ise sarkıyordu ve cüce gelen ikiliyi fark eder ve şunu der
??? : Orada ### kırığı gibi durmayında yardım edin
Jack ifadesiz şekilde Arthur'a bakar, işaret parmağı ile işaret eder cüceyi sanki cüce ne dediğini anlayamamıştı
Arthur : Orada duracağınıza yardım edin diyor
Tabii Arthur az çok anlıyordu cücenin konuştuğu dili
Jack çekice doğru gider, çekici iki eliyle kaldırıp yüz seksen derece sola çevirir ve durar, cüce çekiç çevrildiği anda kalçasının üstüne düşer ve selam verir
??? : Sonunda, ###### ######
Jack anlamamıştı ne dediği ama iltifat olarak algıladı ama Arthur ise ifadesizdi çünkü o cücenin ne dediğini çok iyi biliyordu
Arthur : Bizim dilimizde konuş istersen, Bob
Cüce hemen Arthur'a bakar
??? : Görüyorumda alevli s## gelmiş.
Arthur : Seni öldürmeden önce kendini öğrencime tanıt.
Cüce hemen solundaki çocuğa bakar yani Jack'e bakar bir göz gezdirir ama göz gezdirirken piposu duman çıkarıyordu ve Jack'in yüzüne doğru duman üfledi
Jack : Hey!
Bob : Pardon canım, benim adım Bob Sonofbob tanıştığıma sevindim
Bob Sonofbob, Gardiyanların tek ve en iyi demircisi, bu dünyada onun gibi demirci bulunması zordu ve
Görünüşü ise
Mor ve mavi rengin karışımı, üstünde açık mavi noktaları olan bir havai gömlekti, siyah bir short ama bacak kısmında ateşle kaplanmış bir shorttu, kafasında koyu kırmızı samurai kaskı vardı, sarı fırın eldiveni ama açık mavi şeriti vardı, bir tane ayakkabısı sporcu ayakkabısı ama kırmızı renkteydi diğer ayakabı değil, pembe bir terlikti ama cücenin ayak parmağı gözüküyordu bir de ayağı o kadar büyük ki koca ayak sanarsın
Siyah gözlük takıyor, koyu turuncu bir sakalı vardı bir de bıyığı vardı, ağızında ise pipo vardı, boyu 1,23 ve yaşı ise bilinmiyordu
Bob : Veledin ismi ne? Arthur!
Arthur : Bana niye soruyorsun kendisi ceval verebiliyor!
Bob : Neyse ne
Bob piposunu tekrar içer, hafifçe duman sallar ağızında ve o duman ağızından gider gitmez sorar
Bob : Velet, isim?
Jack : Jack, Jack Horizon.
Bob : Tamamdır, tanıştığımıza göre... Defolun
Jack ve Arthur : Ne?
Bob : Beni duydunuz, ######## gidin!
Bob ikisine tekmeleyerek oradan atar dışarı atılmışlardı, Jack buradan ayrılmaya hazırdı ama Arthur ise siniri taban etmişti
Arthur : Şimdi sana göstereceğim!
Bob, ikisini dışarıya atar atmaz bir tane içki ile dolu fıçı almış içiyordu ama bardağa koyupta değil direk boyu kadar fıçıyı ağızına dikiyordu, Bob içki içerken bir anda Arthur gelir ama fena sinirli şekilde ve Bob o sinirli aurayı fark eder ve arkasına bakar
Bob : İçki içiyorum hani? Bir de...
Bob tekrar başka dil kullanarak şunu der
Bob : Kıçıma benziyorsun şuanda.
Bu Bob'un son sözleri olmuştu
