Cherreads

Chapter 32 - Bölüm 32

Yer : Kutsal Tapınak, Bob'un Demirhanesi

Etrafta sadece üç kişi vardı ama çevreleri ise bir sürü garip eşyalar vardı, özel yapım klasik bir Motorsiklet ama sadece yerde gezebilen türdendi, sönmüş bir ocak nedense içinde birkaç pizza bırakılmış ve orası yemek koymak için uygun değildi, etrafta fıçılar vardı içi boştu, iki kişi dikilmiş bir şeyi izliyordu ve izledikleri şey ise

Jack : Deydi mi?

Arthur : Hemde nasıl

Bob : İndirin beni anasını ###########

İzledikleri şey resmen Bob'u çekicinin sapının tutma yerine tekrar sıkışmıştı ama bu sefer Arthur koymuştu onu ve bundan zevk alıyordu Arthur

Bob : O ######## silahını yapacağım, yeter ki indirin beni!

Jack, Arthur'a bakar, adam resmen gülmemek için zor duruyordu ama Jack elini Arthur'un omuzuna koyarak

Jack : Yeter bence

Arthur resmen üzülür gibi bir ifade takındı ama bunu yapmaya devam ederlerse hiç hoş olmazdı, Arthur çekicin yanına doğru ilerledi, çekici tuttu ama çekici nazikçe döndürmek yerine hızlı şekilde yüz seksen derece savurdu, Bob duvara doğru uçtu, duvara çarpar çarpmaz resmen çatlama sesi geldi ve duvar çatlak oluşmuştu ve etrafındaki bazı eşyaların yere düşme sesleri geliyordu altın desen var, metal desen vardı

Bob : Hiç hoş davranış değildi bu.

Bob duvara yapışmış gibiydi sonrada yavaş yavaş kayarak düşmüş eşyaların ve fıçıların ortasına düştü

Arthur : Bize silah yapman lazım dedik ve öğrencime yakışacak şekilde olsun.

Jack (Aklında) : Şimdi fark ettimde... Şuanda kötülerin yapacağı şeyleri yaptık resmen

Bob : Tamamdır, tamam... O çocuğa iki kolunada zırhlı silah yapacağım.

Arthur : Pardon?

Bob resmen ne dediği ikisinide şaşırtmıştı çünkü bildiğin savaş eldiveni yapmayı öneriyordu, Arthur Jack'e balta yakışır diye düşünüyordu ama Jack ise heyecanlıydı çünkü Kozmik Dövüş Stili için en uygun silahlardan biriydi

Bob : Çocuğun fiziksel gücü normal gardiyan için anormal bir düzeyde

Arthur : Orası doğru ama neden silah olarak o?

Bob, Jack'in eline bakar ve işarer eder

Bob : Ellerine bakarsan birisi durmadan duvara vurmuş bir eller onlar resmen metalden yapılma gibi duruyor

Jack daha küçükken hep üzgün ya da sinirliyken duvara yumruk atardı ve Bob sadece bir bakış ile anlamıştı özellikle şunuda anlamıştı

Bob : Benim dışımda belli başlı insan enerji kullanmadan kaldırabiliyor ve o velet hiç sıkıntı çekmeden kaldır üstünede çekici döndürdü

Arthur bunu duyduktan sonra düşüncelere dalar

Arthur (Aklında) : Ona katılıyorum, Jack'in bedeni normal insan için o kadar fiziksel gücü olmamalı özellikle hiç enerji eğitimi almadı...

Jack doğuduğunda zayıf bir çocuktu, gelişti ama o kadarda değil sanki birisi onu destek vermiş gibiydi tabii kide Liberty yüzündendi, onun vücudunu ele geçirdiği zamanda bedeni sınırını aşan bir güce şahit olmuştu resmen önceki hali yani Liberty onu ele geçirmeden önceki hali ile şimdiki halinde büyük fark vardı ne kadar var ise o da üç kat fark vardı

Arthur hafif bir sırıtır ve kafasını kaşır

Arthur : Elinden ne kadarı gelebiliyorsa kaliteli bir zırhlı kol mu nedir yap ve yaparsan antik zamanlardan kalma klasik araba türlerinden birini alırım

Bob heyecanlanır neredeyse sevinçten zıplayacakmış gibiydi ama hemen umursamaz gibi bir ifade takınır sanki o sevincini gizlemek için yapmıştı

Bob : Bir de yanında on fıçı ver, sana Teknik sahibi bir silah üretirim.

Arthur : Mükemmel.

Bob ve Arthur el sıkışır, Jack ise düşüncelere dalar

Jack (Aklında) : Bir dakika bir silah nasıl teknik sahibi olabiliyor? Kafam Karışıyor.

Etraf heyecan, sevinç ve kafa karışıklılığ ile kaplıyken dışarıda ise tehlikeli bir hava vardı

Yer : Kutsal Tapınağın on kilometre uzaklığında

Etrafta bir sürü uçuşan arabalar geziyordu, kaldırımda da kabalık vardı hepsi ayrı yerlere gidiyordu, uzun binalardan birinin çatısında siyaha börünmüş ve kafasında siyah bir kovboy kumarbaz şapkası giyen bir adam vardı yüzü ise kapalıydı iki elinde ise antik kalıntı olan bir Keskin nişancı vardı öteden Kutsal Tapınağı gözlüyordu ama gözlerken iki gözünde de bir işaret vardı bir kafatası silah dürbünü ile hedeflenmiş gibi gözüküyordu bir de parlak kırmızı rengindeydi, evet o kişi Revenant'tı

Revenant (Aklında) : Hedefim gardını düşürdüğü anda onu avlayacağım ve ödül benim olacak

Arkasında gizemli bir figür bellirir ama sanki aşağıdan düşerken iki ayak üstüne düşer gibi arkasında belirdi, Revenant fark ederek arkasına döner ve kaşları çatar

Revenant : El juez ha llegado

??? : Bir ödül avcısının ne işi var burada?

Revenant başka dilde, yargıç geldi dedi yani siyah takım elbise giyen ve kahverengi saçları olan bir kişi vardı o kişi ise Marcus Diesel'dı, Adaletin kralıydı

Marcus : Tahmin yürütürsek... Gardiyan olan birisini avlamak istiyorsun

Revenant : Yürüteceğin tahmin çok kötü yani doğrusun ama kim olduğunu tahmin etsen daha bir gerici olurdu

Marcus sırıtır ve sağ elinde terazi şeklinde bir iz oluşur

Marcus : Tekniğimin dediğine göre Liberty'i taşıyıcısı, Jack Horizon'ın peşindesin gibisin.

Revenant bir anda ürperir çünkü bir anda tahmi tam on ikiden vurdu ve gözleri çatar ama gülümseyen birisinin göz çatmasıydı

Revenant : Bu kalıntıyı denemek için bir deney faresi lazım bana ve sen tam yakışıyorsun

Marcus : Adaletin zincirleri seni sarmadan önce seni iyi döveceğim

Revenant'ın elinde yeşim yeşili enerji çıkıyordu ama aniden kırmızı bir renge bölünmeye başladı, Marcus'ta enerji yaymaya başladı solmuş sarı rengindeydi.

Bu savaşta ilk kim saldıracak ve kim kazanacak!

More Chapters