Cherreads

Chapter 18 - Bölüm 18

Yer : ???

Her yer mutlak bir karanlığa gömülmüştü. Siyah, sadece bir renk değil; her şeyi yutan, sınırları belirsiz bir boşluk gibiydi. Nereye bakılsa devasa eşyalar göze çarpıyordu. Parçalanmış bir ayıcık, tek eşi kalmış bir ayakkabı, camı çatlamış bir saat, kenarları yırtılmış bir şapka… Hepsi büyütülmüş, anlamsız şekilde oraya bırakılmış gibiydi.

En uzakta ise bir çocuk heykeli yükseliyordu. Gövdesinin büyük bir kısmı parçalanmıştı; yüzü silinmiş, kollarından biri yoktu. Karanlığın içinde bile rahatsız edici bir siluet oluşturuyordu.

Tüm bu eşyaların ortasında bir insan vardı. Hareketsizdi, baygın gibi duruyordu. Ardından göğsü hafifçe yükseldi, parmakları titredi ve göz kapakları yavaş yavaş aralandı.

- - - : …Ben… neredeyim?

Ses yankılandı ama yankı doğal değildi; sanki sözler duvarlara değil, boşluğun kendisine çarpıyordu.

Bir an duraksadı. Hafızası ağır ağır yerine geliyordu.

- - - : En son gizemli bir adamla anlaşma yapmıştım…

O kişi Jack'ti.

Jack doğrulandı. Ayağa kalkarken vücudu hafifçe sendeledi, sanki yer sabit değildi ama düşmüyordu da.

Jack : Burası ne tür bir yer… ve her şey neden siyah?

Adım atmaya başladı. Bastığı yüzey sertti ama her adımda damlacık sesi yükseliyordu. Metalik, ıslak bir yankı…

Jack : Yüzey katı ama çıkan ses sıvı…

(kısa bir duraksama)

Boşver… burası cidden neresi?

Tam o anda, kendi adımlarına karışan başka adım sesleri duyuldu. Damlalar artık tek ritimde değildi.

Jack bir anda arkasını döndü.

Jack : Sen kimsin? Göster kendini.

Adım sesleri ağırlaştı. Yaklaştıkça, karanlığın içinde iki kırmızı ışık belirdi. Gittikçe daha parlak, daha net…

Jack'in kasları gerildi. Bir yaratık sandı, refleksleri savaşa hazırlandı.

Ama ışıklar bir anda durdu.

Derin, sakin ama baskı kuran bir ses duyuldu.

- - - : Cidden beni hemen unutmuşsun.

Jack dişlerini sıktı.

Jack : Kimsin sen!

Karanlığın içinden siluet ilerledi. Yaklaştıkça yüz hatları belirginleşti. Jack'in nefesi kesildi.

- - - : Anlaşma seni bozmuş gibi.

Jack'in gözleri büyüdü. Karşısındaki… kendisiydi.

Ama değildi de.

Kaşlarının üzerinde taç şeklinde bir dövme, gözlerinde elmas gibi kırmızı bir parıltı vardı. Bakışı daha ağır, daha üstten…

Jack anladı.

Jack : Sendin… Benimle anlaşma yapan adam!

- - - : Benim resmi adım Liberty. İyi hatırla bence.

Jack : Bana sahip olduğum tekniği gösterecektin ama hayır!

Liberty gözlerini devirdi, dudak kenarında hafif bir gülümseme belirdi.

Liberty : Birinci kural.

Anlaşma yaparken her zaman tetikte olmalısın.

Jack öfkeyle yumruğunu sıktı ve üzerine atıldı.

Bir adım…

Sonra her şey tersine döndü.

Jack sırtüstü yere çakıldı.

Liberty : Cidden bana yumruk atabileceğini mi düşündün?

Jack ne olduğunu anlamamıştı. Ne zaman, nasıl…

Vücudu kendi iradesiyle hareket etmemişti.

Liberty : Uyandığın anda neredesin diye sormuştun, değil mi?

Jack sustu.

Liberty : Burası senin bilinç altın.

Benim yaşadığım yer.

Bu söz Jack'in zihninde yankılandı.

Jack : Ne zamandan beri yaşıyorsun burada?

Liberty yakındaki karanlık eşya yığınının üstüne çıktı, oraya oturdu. Dirseğini dizine dayayıp çenesini eline koydu.

Liberty : Sen daha bir yaşındayken buraya düştüm.

Jack'in boğazı kurudu.

Jack : Bir yaşımdan beri mi… ve "düştün" mü?

Liberty : Ben de tam bilmiyorum.

Sadece birisi… seni kullanarak beni reenkarne etti.

Jack : Bu nasıl mümkün olabilir ki?

Liberty Jack'e baktı, gözleri bir anlığına daha da parladı.

Liberty : Şanslıysan… birisi sana nedenini açıklar.

Jack : HUH!?

Sesi boşlukta defalarca yankılandı.

O sırada Kutsal Tapınak

Her yer karanlıktı. Sessizlik ağırdı.

Bir anda sensör sesi duyuldu. Kapılar yavaşça açıldı.

İçeri giren Rick'ti.

- - - : Hoş geldin, Rick Deathclaw.

Rick on metre yürüdü, ardından tek dizinin üstüne çöktü.

Rick : Sizinle konuşmak bir onurdur…

Dört Büyük Kral ve Yüce Arthur.

Birer birer mumlar yandı.

Beş taht ortaya çıktı. Her birinde dehşet verici bir güç hissi yayılan figürler oturuyordu.

En ortadaki tahtta ise…

Dünyanın en güçlüsü.

Arthur Violend.

Arthur : Görüşme resmi olarak başlasın.

Görünüş: Ateş gibi saçları var, Gözleri ateş gibiydi ve harektliydi sanki cidden göz bebeği yanıyormuş gibi, siyah spor giysisi ve sırtında beyaz trençkkot var, boyu 1,95 ve yaşı 46

More Chapters