Cherreads

Chapter 13 - Bölüm 13

Yer: Yapay Alan, Orman

Luna dizlerinin üzerine çökmüş haldeydi. Vücudu sanki görünmez bir ağırlık tarafından bastırılıyordu. Nefesi düzensizleşmişti, kasları itaat etmiyordu.

Luna (zorlanarak): Gölge Kontrolü… Gölge Adımları…

Sözleri biter bitmez, Luna'nın gölgesi dalgalandı. Bir anlığına gölge sıvı gibi çöktü ve Luna, kendi gölgesinin içine çekilerek ortadan kayboldu.

Spot bir an duraksadı. Gözleri çevreyi taradı. Refleksleri devreye girdiği anda, hiçbir şey görmeden vücudunu aniden döndürdü ve tüm gücüyle yumruk savurdu.

Yumruğun yarattığı rüzgâr, bir mermi gibi ilerledi. Hava yarıldı, ardından büyük bir gürültüyle bir ağaca çarptı. Ağaç gövdesinin ortasından paramparça oldu, üst kısmı ağır ağır yana yatmaya başladı.

Tam o anda

Spot'un gölgesi kıpırdadı.

Gölgeden Luna yükseldi. Elindeki bıçağı hiç tereddüt etmeden savurdu.

ÇANG!

Keskin bir metal sesi yankılandı.

Luna'nın gözleri büyüdü.

Luna (aklında): Ne biçim vücut bu!?

Spot arkasını döndü, gözlerinde soğuk bir ifade vardı.

Spot: Buldum seni, gölgecik.

Bir an bile beklemeden ileri atıldı ve yumruğunu savurdu. Luna son anda tekrar Gölge Adımları'nı kullandı, bedeni karanlığa karışarak saldırıdan sıyrıldı.

Spot'un yumruğu yere indi.

Zemin patladı. Devasa bir çatlak, örümcek ağı gibi etrafa yayıldı.

Spot alaycı bir sesle konuştu: Merak etme… bunun kırılıp çukur olacağını düşünüyorsan, hayal dünyasından çıkmanı öneririm.

Luna gölgelerin içinde süzülürken zihni hızla çalışıyordu.

Luna (aklında): Bıçağım bile yaralayamıyorsa… neyle saldırabilirim ki?

Spot'un etrafında gölgeler içinde daireler çizmeye başladı. Her turda mesafeyi ölçüyor, zaman kolluyordu. Derken bir fikir zihninde çaktı.

Luna (aklında): Ne kadar hızlı gidersem… bıçağın ağırlığı ve gücü artar. Kesebilirim ama…

Luna'nın fikri doğruydu. Ancak gidebileceği hız sınırlıydı. Maksimum hızı saatte 200 mil ile sınırlıydı. Bu yüzden rastgele değil, düşmanın zayıf noktasına saldırması gerekiyordu.

Spot sabrını kaybetmeye başladı.

Spot (öfkeyle): Kahrolası kadın! Ortaya çık ve düzgün bir savaş! Seni pislik!

Luna gölgelerin içinde hızlanırken sesi yankılandı:

Luna:

Gölge Kontrolü… Gölge Sıçraması!

Bir an bile durmadan devam etti:

Artı, Seri Gölge Adımları!

İki tekniği aynı anda kullanmaya başladığı anda, Luna'nın hızı katlanarak arttı. Her ilerleyişinde gölgeler geride iz bırakıyor, karanlık dalga gibi yayılıyordu.

Spot ise yerinde sabitlenmişti. Bir eli yumruk şeklinde sıkılıydı, diğer eliyle vücuduna enerji aktarmaya başladı. Enerji mavi renkteydi, yoğun ve baskıcıydı.

Luna saatte 200 mile ulaştığında, bıçağına enerji aktarmaya başladı. Mor renkli enerji, bıçağın etrafında titreşiyordu.

O sırada, daha önce hasar almış olan bir ağaç yavaşça devrilmeye başladı.

Ağaç yere düşerken

Luna tüm biriktirdiği hız ve enerjiyi tek bir noktada topladı ve Spot'a doğru fırladı.

Spot refleksleriyle geldiği yöne döndü, yumruğunu savurdu.

Luna bıçağını indirdi.

İki saldırı çarpıştı.

Patlayan enerji dalgası ormanı sarsdı. Hava büküldü, toprak havaya kalktı.

Luna geriye savruldu, bir ağaca çarptı.

Luna: AAAAAAA!

Spot da geri savruldu fakat inanılmaz vücudu sayesinde ayakta kalmayı başardı. Yine de başı zonkluyordu.

Spot (nefeslenerek): İlginç… kadın…

Bir anlık sessizlik oldu.

Sonra-

İkisi de yere düştü.

Ve bilinçleri karardı.

Yer: Gözetmen Odası

Oda, yapay alanın görüntülerini yansıtan devasa ekranlarla çevriliydi. Her ekranda farklı bir açı, farklı bir katılımcı izleniyordu. Işıklar loştu; sadece ekranlardan yayılan soluk parıltı odayı aydınlatıyordu.

Vals, Luna'nın bulunduğu ekranın önünde durdu. Spot'un varlığı netleşmişti. Omuzları

hafifçe düştü.

Vals: Mark'ın ikinci kişiliği olduğunu bilmiyordum… Ya sen?

Rick cevap vermedi. Kollarını bağlamış, bakışlarını ekrandan ayırmadan izliyordu. Yüz ifadesi sakindi ama gözleri her zamankinden daha ciddiydi.

Vals birkaç saniye bekledi. Sessizlik rahatsız edici hale gelince Rick'e döndü.

Vals: Rick… sen biliyordun, değil mi?

Rick kısa bir nefes aldı. Sanki bu konuya girmek istemiyordu ama kaçınılmazdı.

Rick: Evet.

Vals kaşlarını çattı.

Vals: O zaman neden hiçbir şey söylemedin?

Rick gözlerini ekrandan ayırmadan konuştu.

Rick: Çünkü söylemekle çözülmezdi.

Vals: Hı… peki. O değil de, bilir misin?

Rick başını hafifçe yana çevirdi.

Rick: Neyi?

Vals birkaç adım yürüyüp başka bir ekrana baktı. Orada Jack görünüyordu. Sonra tekrar Rick'e döndü.

Vals: Ne kadar mükemmel olursa olsun… herkesin bir karanlık yanı vardır.

Rick'in dudaklarının kenarı çok hafif kıpırdadı. Onaylar gibiydi.

Rick: Evet… ama Mark için bu durum farklı.

Vals dikkat kesildi.

Vals: Nasıl yani?

Rick derin bir nefes aldı. Sesi bu kez daha ağırdı.

Rick: Mark aslında çocukken büyük bir travma yaşadı. O anda zihni parçalandı… ve ikiye ayrıldı.

Ekranlardan biri kısa bir anlığına parazit yaptı. Vals düşünceli bir ifadeyle kollarını kavuşturdu.

Vals: (düşünceli) Doğru… çocuklukta travmalar çok ağırdır. Çünkü çocukların zihni henüz o kadar sağlam olmaz.

Rick başını salladı.

Rick: Aynen öyle. Zihin kendini korumak ister. Mark'ın zihni de bir çıkış yolu buldu. Spot… o çıkış yoluydu.

Vals: Yani Spot, Mark'ı korumak için mi ortaya çıktı?

Rick: Başlangıçta evet. Ama zamanla… koruma içgüdüsü kontrolden çıktı.

Vals sessiz kaldı. Birkaç saniye sonra konuştu.

Vals: Mesela Peter… o doğuştan şeytaniydi.

Rick: Evet. Peter hiçbir zaman kırılmadı, çünkü zaten karanlıktı. Ama Mark… Mark iyi bir çocuktu.

Vals başını eğdi.

Vals: Yani biri karanlıkta doğdu… diğeri karanlığa itildi.

Rick: Güzel özetledin.

Vals derin bir nefes verdi, ardından ortamı yumuşatmak ister gibi omuz silkti.

Vals: Hımm… mantıklı. Doğru, Peter demişken… hadi onlara bakalım.

Rick başını salladı ama hafif bir tebessümle ekledi:

Rick: Doğru diyorsun… ama önce patlamış mısırları getir sen.

Vals bir an durdu, sonra güldü.

Vals: Ciddi misin?

Rick: Bu kadar kaosu izlerken bir şeyler yemek güzel olur.

Vals kapıya yönelirken el salladı.

Vals: Hemen!

Kapı kapanırken Rick tekrar ekranlara döndü. Bakışları bir an Luna ve Spot'un bulunduğu görüntüde takılı kaldı.

Rick (aklında): Bakalım… karanlık mı galip gelecek, yoksa irade mi?

Oda tekrar sessizliğe gömüldü. Sadece ekranların uğultusu vardı.

More Chapters