Enzo bir anda yerden kayboldu.
Normal bir koşu değildi bu; yarış arabasını bile geride bırakacak kadar ani ve keskin bir hızla Michael'ın arkasına geçti. Ayaklarının bastığı zemin çatladı, hava bile geride kaldı.
Enzo, Michael'ın hemen arkasında belirdi ve soğuk bir sesle konuştu:
Enzo: Ellie… ya şimdi ya hiç.
Sol elindeki Ellie parladı. Altın renkli enerji bıçağın etrafında yoğunlaştı ve Enzo tek bir hamlede, kusursuz bir kesici darbe savurdu.
Michael'ın gözleri bir anlığına büyüdü.
Refleksle elini yukarı kaldırdı ve yer çekimini yoğunlaştırdı. Yakındaki büyük bir kaya yerden koparak hızla yükseldi ve Michael'ın önünde kalkan gibi durdu.
Kesici darbe kayaya çarptığı anda üçe ayrıldı.
İlk darbe kayayı tam ortasından yardı.
İkinci ve üçüncü darbeler ise enerjileri yetmediği için havada dağılıp yok oldu.
Ancak ana darbe durmamıştı.
Keskin enerji Michael'ın karnına ulaştı. Enerji yetersiz kaldığı için derin bir hasar veremedi ama hafif bir kesik açmaya yetti.
Tam o anda, Enzo sağ elini yukarı kaldırdı.
April hâlâ elindeydi.
Bıçağın ucundan devasa, yoğun ve siyah bir boya fışkırdı. Boya dalga gibi yayıldı ve Michael'ın üzerine döküldü.
Zemin, ağaçlar ve Michael'ın vücudu siyaha bulandı.
Enzo yere düşerken bile konuştu:
Enzo: Nihai Suikast Tekniği… Zincir Etkisi!
Michael'ın vücudu bir an kasıldı.
Az önce aldığı kesik, sanki ikinci kez vurulmuş gibi acı verdi. Sinirleri yanıyor, kasları tepki veriyordu.
Michael dişlerini sıktı ama gülümsedi.
Michael: Aşırı iyi bir saldırı bu!
Enzo yere değer değmez durmadı.
Tüm gücüyle ileri atıldı, Michael'a doğru son hızla koşmaya başladı. Ayakları yere her bastığında altın enerji iz bırakıyordu.
Tam o sırada Michael sesini yükseltti:
Michael: Süper Teknik! Güneş'in Çekme Gücü!
Bir anda her şey çöktü.
Enzo yere yüzüstü yapıştı.
Toprak ezildi, taşlar gömüldü.
Ağaçların gövdeleri bile ağırlığa dayanamayarak zemine doğru çekildi.
Alan, görünmez ama ezici bir güçle bastırılıyordu.
Enzo dişlerini sıktı, nefesi kesildi.
Enzo: Bu… ne tür bir teknik böyle güce sahip olabilir!?
Michael yavaşça ayağa kalktı. Yer çekimi hâlâ aktifti ama kendisi bu baskının merkezinde dimdik duruyordu.
Michael:
Bunu belli teknik kullanıcıları kullanabiliyor,
dedi sakin bir sesle.
Büyük ihtimalle yakın bir zamanda sen de öğreneceksin.
Süper Teknik Açıklaması
Süper Teknik, birçok türe ayrılır.
Saldırı tipi, defans tipi, güçlendirici tipi, zayıflatıcı tipi ve diğer tipler vardır.
Süper Teknik tam olarak normal en güçlü saldırından iki ya da üç kat daha güçlü saldırı yapmana yardım eder ama bu bütün türlerin arasında aşırı güçlü bir tip vardır ve en nadir olanlar bariyer tipi ve anti-bariyer tipleridir.
Çoğu tipi rahatlıkla kullanabilen tek tiplerdir.
Michael ise Saldırı tipi bir Süper Teknik kullanıcısıdır.
Michael elini kaldırdı ve yukarı baktı.
Michael: Şimdi… kimin kazandığı belli oldu bence.
Enzo hâlâ yerdeydi. Vücudu eziliyor, nefesi zor çıkıyordu ama gözleri hâlâ kararlıydı.
Enzo: Ben… daha kaybedemem…
O sırada diğer katılımcıların durumu ise birazcık farklıydı
Yer : Yapay Alan'ın ortaları
Luna: O ork kafasından sonra anladım… herkes aynı alanda.
(Luna aslında Michael'dan önce fark eden kişiydi.)
Luna: (şüpheli) Bir gariplik var… Neden hiç canavar yok?
Etraf olağandışı derecede sessizdi. Ne yaprak hışırtısı vardı ne de uzaktan gelen bir kükreme. Yapay alanın gökyüzü sabit, rüzgâr ise neredeyse yok gibiydi. Bu sessizlik, Luna'nın içini rahatsız edici bir şekilde sıkıyordu.
???: Merhaba…
(Luna arkasına döner.)
Ses sakin ama fazlasıyla netti. Sanki konuşan kişi, Luna'nın arkasında değil de doğrudan zihninin içinde duruyordu.
Luna: Galiba nedeni sensin.
Karşısında duran kişi rahat bir duruş sergiliyordu. Üzerinde hiçbir savaş izi yoktu; ne kan, ne çizik, ne de yorgunluk belirtisi.
???: Ben mi? Hayır hayır, hiç de değil.
Luna gözlerini kısarak onu süzer.
Luna: Sanırım sen… şu ilk aşamaya girmeyen Mark'sın.
Mark: (şaşkın) Benim ismimi… biliyor musun?
Luna başını hafifçe eğerek konuşur.
Luna: Tabii ki hatırlıyorum. Sen, gözetmen tarafından kabul edilmeyen kişisin.
(Mark utanır, arkasına bakar.)
Mark'ın omuzları hafifçe düşer. Gözlerini kaçırır, ayaklarının ucuyla toprağı eşeler.
Mark: Öyle bilinmek… utanç verici.
Luna, onun bu hâlini izlerken içindeki şüphe daha da büyür. Bu ortamda bu kadar sakin olmak… normal değildi.
Luna: O değil de… nasıl başardın?
Mark: (anlamamış gibi) Neyi, nasıl başardım?
Luna: Hiç anlamamış gibi yapma Mark. Şu an bulunduğumuz noktada neden hiç yaratık yok?
Mark'ın yüzündeki ifade bir anlığına donar. Göz bebekleri neredeyse fark edilmeyecek kadar küçülür.
Mark: Çünkü… daha güçlü kişileri hedefliyorlardır.
(Luna'nın şüpheleri artar.)
Luna: Ama canavarlar genelde zayıflara odaklanmaz mı?
Bu soru havada asılı kalır. Orman sanki bir anlığına daha da sessizleşir.
(Mark'ın yüzü bir anda asılır.)
Mark: Biliyor musun… çok rahatsız edicisin.
Luna: (şaşkın) Ses tonu değişti!
Mark'ın omuzları düzelir. Az önceki çekingen duruşu tamamen kaybolur. Bakışları sertleşir, sesi ise artık soğuktur.
Mark: Yere çök!
Luna bir anda dizlerinin üzerine çöker, sanki görünmez bir el omuzlarından bastırıyormuş gibi. Göğsü sıkışır, nefesi kesilir.
Luna: Neden… bir anda çöktüm!?
Mark başını hafifçe yana eğer. Yüzünde tanıdık olmayan bir ifade vardır.
Mark: Sana açıklayayım… Ben Mark değilim.
Luna: Ne!?
Mark: Yani, fiziksel olarak öyleyim… ama zihinsel olarak değilim.
Luna'nın kalbi hızla atmaya başlar. Gözleri Mark'ın yüzünde dolaşır; aynı yüz ama farklı biri gibi…
Luna: O zaman… kimsin?
Spot: Kendimi tanıtayım. Ben Mark'ın ikinci kişiliği… Spot.
(Luna, hiç beklemediği bir gerçekle yüzleşir.)
Luna: Bunu hiç… beklemezdim…
Spot, Luna'ya doğru yavaşça yaklaşır. Attığı her adımda, Luna'nın üzerindeki baskı biraz daha artar.
Spot: Burası yapay bir alan ve böyle alanlar… zihinsel olarak zayıf olanları ayıklar.
Luna dişlerini sıkar, başını kaldırır.
Luna: Yani canavarlar yok çünkü-
Spot: -Çünkü ben onları buraya yaklaştırmıyorum.
Luna'nın gözleri büyür.
Spot: Onlara gerek yok, İnsanlar zaten birbirleri için yeterince tehlikeli.
Spot bir adım geri çekilir, sanki Luna'ya düşünmesi için alan tanıyormuş gibi.
Spot: Tanıştığımıza göre, burada öleceksin.
(Luna, Mark'ın yani Spot'un karşısındadır.)
