Yer : Yer Altı Dünya'sı
Etraf resmen kırmızı gökyüzü varmış gibi gözüküyordu, etraf tamamen çürümüş demir kokusu ile kaplanmıştı ama bir yerde farklıydı sadece bir şeyin yanma kokusu geliyordu, oturan bir kişinin arkasında tam tamına yüz beş yaratık cesedi arkasında yanıyordu bir de o oturan kişinin önünde ise kadın sandalye gibi şekil almış bir sandalyenin üstüne oturmuştu, bu iki kişi ise resmen sohbet ediyordu ve bu iki kişi ise...
Arthur : Tam olarak ne arayışındaydın, Nora?
o zincir ile oluşturulmuş gibi gözüken sandalyenin üstünde Nora vardı, Nora iki bacağını üst üste atar bir de çenesini sağ eline yaslar
Nora : Belki geçmişim ile ilgili bir şey bulabilirim sanmıştım ama kocaman yıllarım boşa gitti...
Arthur sırıtır ama iç ısıtan bir gülümsemeydi
Arthur : Geri dönmeyi düşünüyor musun?
Nora hafif güler
Nora : Hahahaha. Bilmem içki içmek için geri gelirim belli olmaz.
Arthur çok eminmiş gibi bir sırıtış bir de yüz ifadesi oluşur yüzünde
Arthur : Eğer dönersen, geleceği parlak olan birisini eğitmeni isterim.
Nora resmen tepkisizdi ve çenesini elini yaslamayı keserek daha dikkatli dinlemeye başladı
Nora : Pardon? Benden öğretmen olmamı istiyorsun? Yarı insan Yarı Şeytandan mı?
Nora Redgrave, kendisi melez şeytandı, iki farklı ırktan geliyordu birisi insan birisi şeytan, Nora sadece şu detayı öğrenebilmiş annesi insanmış ama babası ise şeytan ikisi en romantik bir de en aşık insanlarmış ne tür olay yaşanmışsa Nora tamamen yalnız bırakılmıştı yani daha beş dakika önce doğmuşken babası da annesi de onu terk etmişti o yüzden yetimhanede büyüdü, Nora sekiz yaşına geldiğinde melez şeytan olduğu öğrenildi onu idam etmeye kalkıştılar ama kaçmayı başardı ondan sonra kendisini yetiştirdi Bob ile tanıştığı zaman ise otuz yaşındaydı şöyle diyelim Bob ile Nora resmen en iyi içki arkadaşlarıydı
Arthur : Yeni bir öğrencim var kendisi dehşet bir potansiyel taşıyor onu eğitmeni istiyorum.
Nora hafif kaşını çatar
Nora : Melez bir şeytan olduğumu öğrenirse buna karşı ne yapacaksın
Arthur bir kahkaha attı
Arthur : Hahaha! Merak etme o öğrencim. Kendisi Liberty'nin taşıyıcısı.
Nora'nın bir tane zinciri hemen Arthur'a doğru füze gibi gider normalde yüzüne hasar gelmesi gerekirsi ama Arthur'un çevresinde enerji kalkanı vardı
Nora : Şeytan Kralını taşıyan birisini öğrencin mi yaptın!?
Arthur : Merak etme, ben etrafta olduğum sürece Liberty hiçbir şey yapamaz.
Nora iç çeker ve zinciri hızlıca geri çeker
Nora : Umarım... Neyse o veledin ya da kızın ismi ne?
Arthur gülümser
Arthur : İsmi Jack Horizon, kendisi benim son öğrencim.
Yer : Deadland Şehri, Kocaman Yıkılmış Futbol Stadyumun içersi
Etrafta kısa süreli bir sessizlik vardı, çevre tamamen şey gibiydi sanki bomba patlayıpta oluşan duman ile kaplıydı bazı şeylerin hafif bir düşme sesi geliyordu ama küçük taşların yere düşme sesiydi ama en çok sesi çıkan şey beyaz cam ama hiçbir şey gözükmüyordu o camdandı, o camsı şeylerin yere düşerken kırılma sesi geliyordu onlar normal cam olmadığını açıktı o camlar Süper Teknik Bariyer Tipinin parçalarının düşme sesiydi resmen camın yere çarptıktan sonra kırılma sesiydi, bütün o seslerin ortasında siniri taban etmiş bir kadın aura yaymaya başlamış resmen bir araba kadar büyüklüğünde bir auraydı, o kadının biraz uzağında iki kişi savaşa hazır şekilde duruyorlardı birisi cüce birisi ise iki koluda zırhlıydı o kol zırhının çevresinde dönen üç çember vardı resmen dönerken enerji yayılıyordu
Jack : O manyağı nasıl yeneceğiz?
Jack'in yanında duran Bob ise sarhoşken çekicini iki kez yere vurdu ve ciddi şekilde baktı
Bob : Anasını s#####ğiz.
Bob'un elindeki çekiç resmen büyümeye başladı ama şekilde değiştiriyordu, hem parlıyor hem de şekilli değişiyordu, Bob'un elinde tutacak vardı o oluşan silahı tutmak için ama değişti şekil garip gözüküyordu resmen beş metrelik bir robotik kol bir de kalınlığı 1.75 boyunda ki insan kadardı, o robotik kolun kaplamaları resmen Bob'un giydiği şorta benziyordu siyah kaplamalı ateş kaplamalı bir robotik koldu, o robotik kolun omuzunda ise bir simge vardı, bir tane örs vardı o örsü önünde ise çok uzun sakalı ama bağlanmış gibi duruyordu bir de sakalın üst kısmında siyah güneş gözlüğü vardı resmen bu Bob'un yüzüydü, kol hareket etmeye başladı, Bob o kolu hareket ettiriyordu, Hana'ya hedef almak için kolu hareket ettirdi bir de hareket ettirirkende bir sürü demirin hareket ya da çarpma sesi geliyordu, Hana'ya hedef alır almaz robotik kolun eli açılır, ışık çıkmaya başlar resmen lazer atacak gibiydi ve Bob sarhoşluk ile bir de geğirdikten sonra şunu dedi
Bob : Yüzüne girsin Cadı!
Hana direk onu fark ettiği anda direk yerden kollar çıkardı bütün kollar Hana'ya kalkan oldu, robotik kol lazeri ateşler resmen o kadar hızlı kollara deydi ki resmen ışık hızındaydı yani boşuna lazer denmiyor bunlara, bütün kolların içinden geçerek Hana'nın göğüsünün içinden geçti, Hana'nın göğüsü tamamen yok edilmiş olsada hemen o delik kapanmaya başlar başlamaz, Jack son hızda koşmaya başladı her koştuğunda ayaklarının çimene çok sert bastığı anlaşılıyordu, Bob bunu fark ettiği anda ise robotik kolu hareket ettirdi hemen Jack'in olduğu yere doğru döndürdü engellemek için değil ona zıplaması için yer ayarlıyordu, Jack hemen kolun üstüne sıçradı resmen kolun üstüne çıktığında demirin üstene baya kuvvetli bir basınç uygulandığında çıkan bir sesti, Jack Hana'nın olduğu yere doğru hızlıca döndü var fücüyle Hana'nın olduğu yere tekme atmaya hazır şekilde sıçradı, robotik kol Jack sıçrar sıçramaz yere hafif çarpma sesi geldi, Bob ise robotik kolu hafif küçültmeye başlar, Jack havada Drop Kick atmaya hazır şekilde Hana'ya doğru düşmeye başlar, Hana ise hemen fark eder ve yumruğuna enerji yüklemeye başlar, Jack her yaklaştığında Hana'nın ve Jack'in kollarındaki zırh yani Jack'in silahının enerjileri çakışıyordu, Jack'in tekmesi aşırı yakınlaşmış duruma geldiği anda Hana direk yumruk atar, resmen havaya çarpar gibi gözüküyordu enerji ile yüklenmiş yumruğu bir de yumruk Jack'in tekmesini engellemek adınaydı sırf göğüsündeki deliği bir an önce iyileştirmek içindi ama Jack Drop Kick ile Hana'yı vuracakmış gibi sahte saldırı yapmıştı aslında nasıl yani bildiğin Jack neredeyse Hana'nın yumruğuna vuracakmış gibi gözüküyordu Jack direk Drop Kick saldırısını hortum tekmesine çevirdi resmen onu yaptıktan sonra Hana'nın çenesine bir tane geçirdi ve o darbeyi indirir indirmez Hana'ın gözünden bakarsak sağına doğru uçmaya başladı ama Jack içinse sola doğru uçuyordu, Jack o tekmeyi indirir indirmez seyirci sandalyesinin üstüne indi ve direk Hana'nın uçtuğu yere doğru koşmaya başladı
Bob : Robot giysisi hazır! Yaşasın ben!
Jack arkasına bakmadan koşmaya devam eder ve Bob'a bakmadan bağırır
Jack : Bob! ben onu olabildiğince oyalacağım sen direk en güçlü silahını oluşturmaya bak!
Bob sarhoş olsada olmasada yaptığı şey onu aynı şekilde heyecanlandırırdı çünkü beş metrelik bir robot giysisi oluşturmuştu daha deminki robotik kolla aynı tasarıma sahipti bir de orta kısmı sadece vincin sürme yeri gibi yeri vardı ve Bob direk oranın içerisine oturmaya çalışır ama poposu bir türlü sıdıramadığı için sıkıntı çekiyordu ama Bob kalçasından gürültülü şekilde gaz saldı yani kabaca söylersek osurdu bir de garip şekilde o osuruğu sallar salmaz sığdı resmen kilo vermiş gibiydi
Bob : Meka Bob Vakti A#### Ko###ım!
O sırada Hana çoktan bir duvarı delip diğer taraftaki duvara çarpmıştı ama sıfır hasar almıştı, Hana hareket etmeye başladığı anda taşların düşme sesi geliyordu büyük, küçük ya da orta boyutta taşların düşme sesiydi, Hana ellerini kütletmeye başladı, elinin kütleme sesi yankılı şekilde duyuluyordu, kütletme işi bittiğinde ısınma hareketleri yapmaya başladı ve hareketleri yaparken düşünmeye başladı
Hana (Aklında) : Tekniğimin tamamen kullanmam lazım ama ana bedenden bu kadar uzağa kadar enerji aktarımı çok zor ama başka yolu yok gibi.
Hana yıktığı duvarlardan çıkarak önüne bakar, Jack onun üstüne hızla geliyordu işte o anda direk Hana elinden dehşet verici enerji yaymaya başladı işte büyük tehlike başladı
Hana (Aklında) : Süper Tekniğim olmadan aynı şeyi kullanma vakti geldi.
