Hikari, Krojin ve Kaito, krallığın dışındaki sakin ve sessiz evlerinden patika yol üzerinden yola koyulurlar. Şifacı Klanı'na doğru ilerlerken Kaito yerinde duramaz ve Hikari'nin kucağından atlamaya çalışır. Sürekli yemyeşil ormanlık, masmavi gökyüzü, masmavi akan su ve yemyeşil çimenlerle gözleri büyülenen Kaito, her şeye dokunmak ve anlamak için yerinde duramaz. Ama Hikari tehlikeli olduğunu düşündüğünden onu kucağında sımsıkı tutar ve bırakmaz.
Krojin, olabilecek herhangi bir tehdit için kontrollü şekilde etrafına bakarak yürür. Ne de olsa çocuklarını ilk kez dışarı çıkarıyorlardır. Tabii Kaito'nun kendi kaçtığı zamanı saymazsak.
Ve önlerine bir ayı çıkar. Bir şeyden veya birinden korkmuş, yaralı şekilde kaçıyordur. Kaito ve ailesini görünce durur ve onlara dik dik bakar. Ne de olsa hayvancağız yaralıdır ve kendini koruması gerekiyordur. Daha doğrusu biraz ileride olan yavrularını da yalnız başlarına bırakamaz. O yüzden sesli bir hırıltıyla onları korkutmak ister.
Krojin, üstün sezgileri ve olayları kavrama yeteneğiyle olup biteni anlar. Hikari'ye sessizce yere eğilmesini ve ona zarar vermeyeceklerini göstermeleri gerektiğini fısıldar.
"Olası bir saldırıda ben sizi korurum. Sen sadece otur ve izle."
diyerek bekler.
Krojin ayıya bakarak Hikari'yi işaret eder ve ayınınkine benzer şekilde elleriyle hırıltı sesi yapar.
Ayı durumu anlar ve tamamen Kaito'ya odaklanır.
Ama Kaito anlam veremediği, hatta belki de gördüğü ilk hayvan olan ayıya karşı sevecen bir gülücük atarak ona doğru gitmeye çalışır. Ama Hikari onu tuttuğundan bu mümkün değildir.
Ayı yavaş yavaş geri çekilir ve çalılıkların arasından hızla zıplayarak dağa doğru koşup uzaklaşır.
Hikari tuttuğu nefesi verir.
"Bir an ona zarar vermemiz gerekeceğini düşündüm. İyi ki gitti. Yazık hayvancağız... Kimden veya neyden yaralanmış ve bu kadar güçsüz kalmış olabilir?"
diye sorar.
Krojin ise düşünerek:
"Sanırım insanlar veya benzer şekilde iki ayaklı varlıklar olabilir. Doğaya ve hayvanlara zarar vermekten başka yaptığımız bir şey yok gibi."
der ve güler.
Konuşmanın ardından bir grup asker koşarak gelir.
"Durun! Burada birileri var!"
diyerek birbirlerini çağırırlar.
Bir asker öne çıkar.
"Efendim, burada durmanız tehlikeli. Aldığımız ihbar üzerine buralarda bir ayı ini olduğunu doğruladık. Size zarar verebilir. Lütfen buradan uzaklaşın."
diye konuşur.
Krojin:
"Hmm... Öyle mi? Pek bilemedim. Sanırım bu işler karşılıklı."
der.
Asker anlamaz.
"Ne dediniz?"
diye sorar.
Krojin tekrarlar.
"Siz ona nasıl zarar verdiyseniz onun da size vermesi normal değil mi? Karşınızdaki bir hayvan, embesil herif. Açlıktan yemek aramaya çıkmıştır. Yakında kış yaklaştığı için olabilir mi? Siz de ona zarar veriyorsunuz. Bana ayı haklı gibi geldi."
Asker şapkasını çıkarır.
"Efendim, haklısınız ama krallığın emri budur. Yemek için krallığa ayı sokamayız. Sonuçta tehlikeli bir hayvan."
Krojin tekrar konuşur.
"Öyle mi? Peki bu akarsu da mı krallığın? Bakıyorum da bana dağdan geliyor gibi gözüktü. Hee... Demen o ki krallık istediği yere kurulup asıl ev sahiplerini dışarı atmak mıdır?"
diyerek sinirlenir.
Asker kekeleyerek:
"Üzgünüm efendim. Ben sizi tutmayayım."
der.
Sonra arkasına döner.
"Hadi beyler gidiyoruz. Bu tarafa gelmemiş sanırım. Diğer uca bakmalıyız."
diyerek uzaklaşırlar.
Hikari gülerek:
"Canım kocam, nasıl da düşünceli."
der.
Krojin de sırıtıp:
"Harbiden de öyleyim değil mi? Benim kadar düşünceli birini bulmak harbiden de zor."
diyerek kendini över.
Hikari:
"Tamam tamam, yeter. Abartma."
der ve tekrar güler.
Artık yoldan yürüyerek klana varmışlardır.
Kapıyı çalarlar.
Açan kişi onları görünce sevinçten zıplar.
"Ayame."
"Hoş geldiniz! Biz de meraklandık, ne zamandır gelmediniz. Kaito'yu da getirmişsiniz bu sefer. Gelin gelin, buyurun."
diyerek içeri alır.
İçeride çay, kahve eşliğinde hoş sohbetler ve yiyeceklerle oturup konuşurlar.
Bir yandan da bazı şifacılar Kaito'ya bakıyordur. Kaito'nun her yerini incelerler. Biraz korkarak da olsa bazı şifacılar, Kaito'nun ilk doğuşundaki aurasından kaynaklı hastalık ve baygınlık geçirmiştir çünkü. Ama Şifacı Klanı'ndan olduklarından iyileşmeleri kısa sürmüştür.
Kaito'yu annesine vererek:
"Efendim, maşallah. Çok güzel ve sağlıklı bir bebeğiniz var."
derler.
Hikari Kaito'yu kucağına alır ve biraz sevdikten sonra:
"Peki sizin çocuk nerede? Biraz oynasalar olur mu?"
diye sorar.
Ayame:
"Evet, aslında ben de çok isterdim ama uyuyor..."
diyemeden ağlama sesi gelir.
Ayame hemen yukarı odaya çıkar ve kucağında kızıyla geri gelir.
"Sanırım uyandı galiba. O da sizi görmek istiyor."
der.
Hikari hemen kızı kucağına alır.
"Adı ne bunun canım benim?"
diyerek sever.
Ayame:
"İsmi Yukari."
der.
Hikari daha da sevinir.
"Ayy! Benim ismime çok benziyor. Çok tatlısın."
diyerek onu sevmeye devam eder.
Kaito biraz kıskanarak bir şeyler söylemeye başlar ve sinirlenip hafif bir aura salar.
Annesini çaldığını mı düşünüyor, yoksa bu çocuk? Bebeklerin aklı harbiden de karışık.
Bunu fark eden Krojin kahkahasını tutamaz.
"Sen büyüdün de anneni mi sahiplenir oldun he?"
diyerek gülmekten kendini tutamaz.
Odadaki herkes gülmeye başlar.
Bir kişi hariç...
Kaito.
Çünkü o ciddidir.
Yukari ise daha sakin ve Kaito'yla oynamak isteyen bir bebektir.
Hikari kucağındaki Yukari'yi Kaito'nun yanına bırakarak:
"Siz burada oynayın. Biz biraz sohbet edelim olur mu? Ama sakın bir yere kaybolmayın."
diye iyice tembihleyerek geri sohbetlerine döner.
Kaito ilk başta kollarını bağlayarak oynamak istemez.
Ama Yukari çok enerjik şekilde Kaito'yu tokatlamaya başlar.
Kaito biraz bekler.
Tepki vermez.
Ama tokatlanıp durmaktan sıkılır ve aurasıyla Yukari'yi havaya kaldırıp tekrar yere bırakır.
Yukari sevinerek güler ve bunu bir oyun sanar.
Kaito'yu tekrar tokatlamaya devam eder.
Açma kapama düğmesi sanıyor olabilir mi?
Çünkü tokatladıkça Kaito onu havaya kaldırır, bırakır... kaldırır, bırakır...
En son Kaito dayanamaz ve yavaş yavaş emekleyerek kaçmaya başlar.
Arkasından gelen Yukari hızla gelir.
Kaito hızlanır.
O daha da hızlanır.
En son Kaito durunca Yukari onun sırtına çıkar.
"Deh!"
der.
Kaito yapmak istemese de ne yapması gerektiğini bilir.
Üstünde Yukari ile emekleyerek koşmaya başlar.
Kaito, Yukari'yi her ne kadar yeni tanısa da mesafeli davransa bile kendisinden daha çocuk olduğunu düşünür ve onu eğlendirmeye çalışır. Zahmet olsa da...
Ayame, Yukari'yi Kaito'nun üstünde görünce afallar.
"Kızım, ne yapıyorsun? Bu da yerinde durmuyor. Arkadaşının üstüne binilir mi?"
diyerek Yukari'yi almaya çalışır.
Ama Yukari Kaito'yu bırakmaz.
En son Ayame iyice asılarak Yukari'yi alır.
Ama Yukari Kaito'ya tutunurken şapkasını da çekip elinde getirir.
Ayame:
"Hadi kızım, ver arkadaşına şapkasını."
der.
Ama Yukari bırakmaz.
Ayame biraz kızmaya başlayınca Hikari araya girer.
"Önemli değil canım. Hem bugün hediye getiremedik. Bu da bizim hediyemiz olsun. Hem Kaito da ne zamandır enerjisini atamadı. Dışarı çıkarmaya da korkuyorduk."
diyerek ortamı sakinleştirir.
Ayame:
"Peki madem."
diyerek teşekkür eder.
"Ben Yukari'yi odasına götüreyim. Biraz huysuz."
der.
Hikari ise:
"Yok yok, zaten biz de kalkalım artık. Bugün biraz merkezde gezelim dedim. İsterseniz siz de gelin."
der.
Ayame gülümser.
"Gelsek olurdu da Yukari yerinde durmuyor. Bir de bugün biraz yorgunuz işlerden dolayı. Ama sonra gezeriz. Günler kaçmıyor ya."
diyerek:
"Size iyi gezmeler."
der ve onları kapıya kadar uğurlar.
Hikari, Krojin ve Kaito şehre doğru ilerlemeye devam ederler.
Kaito eve dönerek bakar ve sırıtır.
İlk arkadaşını bulmak onun için önemli mi...
Yoksa sahibi mi demeliyim?
Ne de olsa gururu biraz zedelenmiş olabilir.
