Artık geleceğin gençleri güçlenmeleri gerek. Bu üstlerine binen yükten sanırım birtakım şeyler görmeye veya kendilerince gelişmeye başlarlar.
Makuro, bir sesle uyuduğu yerden sıçrayarak uyanır. Duyduğu ses veya gördüğü rüya şudur:
"Sensei, zaman yaklaşıyor... Sana güveniyorum."
Makuro uyandığı anda nefes nefese kalır. "Neydi bu?" diye düşünür. Terliyordur bu sıçrayarak uyanışından dolayı.
Kurogami ve Misora uyanır, uyku sersemi ne yaptığını sorarlar Makuro'ya. Ama Makuro çok konuşmaz.
"Gecikmememiz gerek. Yavaştan uyanın. Ben de Dravon'un yanına gideceğim. Biraz güçlerim hakkında bilgi almak veya güçlenmek istiyorum," der.
Giyinir, üstünü değiştirir, elini yüzünü yıkayıp hemen çıkar.
Misora biraz tedirgin olarak Kurogami'ye bakar ama Kurogami tekrar uyumuştur hemen. Hatta horlamaya başlamıştır. Misora biraz sinirlenerek kafasını tutar.
"Bununla ne yapacağız biz?" diye düşünür.
Ama sonra o da uyanarak yiyecek bir şeyler hazırlamaya koyulur.
Makuro hızla Dravon'un yanına giderken yolda 11. Kara'yı görür. Hikari'ye sürekli zorbalık yapıyor, hatta itiyor vuruyordur.
Makuro'nun içine bir ses düşer:
"Sensei... annem..."
Makuro'nun gözleri bir anda büyür ve tam 11. Kara Hikari'ye bir kez daha vuracakken elini tutar.
Kara şaşırır ve Makuro'ya bakar.
"Sen benden rutbesiz, benim işime mi karışıyor..." diyecekken Makuro'nun gözlerini görünce ağzından kelime çıkmaz. Gözlerinde sanki kendi ölümünü görmüş gibi titrer ve irkilir.
"Aman be... Ne yaparsan yap, zaten işe yaramaz biri," der konuyu kapatıp oradan uzaklaşmak için.
Ama Makuro elini bırakmaz. Hiç konuşmaz, sadece 11. Kara'ya dik dik sinirli bir şekilde bakar. Aurası sanki yılan gibi 11. Kara'ya dolar.
"Bir daha bu kadına dokunma. Yoksa ben sana dokunurum."
Bu bir cümle değildir, hiç konuşma dönmez ama Makuro anlatmak istediğini bir şekilde 11. Kara anlar. Korku ile titrer.
"Ta... tamam, bırak beni..." deyince Makuro bırakır ve Kara anında uzaklaşır.
Makuro dönerek:
"İyi misin Hikari? Bir yerin acıyor mu?" diye sorar.
Hikari çok samimi olmadan:
"İyiyim sağ ol ama sen neden karışıyorsun?" deyince...
Makuro'nun kafasında bir ses daha yankılanır:
"Koru..."
Makuro kafasında dönen sese anlam veremez. "Uyan!" diye kendini tokatlar, daha uyanamadığını düşünerek.
Hikari bunu görünce güler.
"Sen biraz değişiksin. Kimsin sen?" der.
Makuro:
"Pardon, sanırım daha uyanamadım. Önemli biri değilim. Sadece senin böyle ezildiğini görmek hoşuma gitmedi. Sen baya güçlü birine benziyorsun, neden karşılık vermiyorsun?" diyince...
Hikari hemen atlayarak eliyle Makuro'nun ağzını kapatır.
"Ne diyorsun sen? Kara'ya karşı gelmek ölmek anlamına gelir. Sen daha burada yeni olabilirsin ama böyle ulu ortada konuşmaman gerek. Bunu sana kimse söylemedi mi? Bazen benim de ağzımdan kaçıyor ama cezasını çekersin. Dikkat et."
"Sen hangi rutbesin? Senin başın kim?" diye sorar.
Makuro kekeleyerek, Dravon aklına gelir ama söylemek istemez.
"Sanırım... Lyther," der.
Hikari şaşırarak:
"Sanırım Lyther mi? Hangi rutbe olduğunu bildiğine emin misin? 10. Kara'dan bahsediyorsun bir de sanırım diye..."
"Sevinmen gerek. Bu kadar yüksek rutbeden emir aldığına göre iyi bir rutbede olmalısın. Hangi rutbesin? 11. Kara'ya bile kafa tutuyorsun. Gizli rutbe misin şu an?" diye sorar.
Makuro:
"Gizli rutbe mi? O da ne?"
Hikari:
"Ne? Gizli rutbeyi de mi bilmiyorsun? Senin yeni olduğunu biliyorum da hiç bilgi almadın mı bununla ilgili?"
"Gizli rutbe dediğin, daha kanı tam test edilmemiş yüksek olarak adlandırılan veya kanı test edilse bile gücü üst düzey olan kişilere denir. Bunlar gizli olarak kalır. Olası bir rutbe kaybında yerine geçerler."
"Şu an kayıp rutbeler var, sanırım 15 diye düşünüyorum ama diğerleri belirlendi. Sen de mi gizli rutbesin yoksa? Kanında ne çıktı?" diyerek Makuro'yu incelemeye başlar. Eline bakar, yüzüne bakar, hatta gözlerini açarak dikkatlice bakar.
Makuro gerilir.
"Dur bir saniye. Beni incelemeyi bırak. Kan hakkında konuşmasak daha iyi."
"Ve şu anlık 15. rutbe biziz ama tam olarak bizi test etmediler. Rutbemiz şu anlık," der.
Hikari:
"Nee? Daha test edilmeden 15. rutbe mi? Nasıl kanınızı test etmediler? Çok nadir gözükür bu."
"Gizli rutbe sana söyledim ama emin misin gizli rutbe olduğuna?" diyince...
Makuro:
"Şşşt, biraz sessiz ol. Yani bu konu hakkında pek konuşmak istemiyorum. Bilmiyorum, kanımız yüksek dediler bana," der konuyu kapatmak için.
Ama ne dedikçe Hikari daha da çok meraklanıp derin derin soruyordur.
Hikari:
"Oha ciddi misin? Demek yüksek rutbe kan mı?" biraz titreyerek, "Pardon, sormamam gerekti ama merak ediyorsan ben bakabilirim. Sanırım sıkıntı çıkarmazlar. Sen de bilmiş olursun ileride güçlenmen ve alman gereken rutbeyi anlarsın," diyerek kolunu uzatır.
"Bakayım."
Makuro:
"Ne? Almam gereken rutbe mi? O nasıl oluyor?" diye sorar.
Hikari anlatır:
"Bazı üst rutbeler 100 senede bir değişir. Sebebi ise yaşlanıp güçsüzleşmesinler. Gerçek rutbeler hep güçlü kalmaları gerektiği için bir takım deneme veya temizleme gibi şeylerle rutbeleri iner veya çıkar."
"Yaşlı olan ve güçleri azalanlar geri düşer. Mesela gerçek rutbeden düşük rutbeye düşen Karalar vardır ama ağızları mühürlenir, gördüklerini ve duyduklarını anlatmasınlar diye."
"Ve gençler vardır. İçtikleri kan iyi olanlar veya gücünü kontrol etmeye başlayanlar diye. Gerçek rutbe alan yeni nesil denir bunlara."
"Her zaman Kara'da güç böyle korunur. Yeni nesil, eski nesilden güçlü doğar, büyür ve yaşar ama her Kara olmaz tabii."
"Benim gördüğüm bazı gerçek Karalar oldu. Sadece kanı çok üst olanlar veya..."
"Babasının..."
"Dediğim, senin konuna geliyorum. Sen mesela 10. Kara'nın kanını içtiysen geçme ihtimalin yüksek ama senden önce 11. Kara da var. O da 10. Kara'nın kanını içti, varisi olarak görülüyor o rutbenin."
Sonra sorar:
"Sen hiç baş başa Lyther ile konuştun mu?"
Makuro boşluğuna gelerek:
"Evet, hatta Dravon..." diyecekken aklına gelir ve, "Dra..." der kalır.
Hikari tam koluna bakarken cümleyi duyar ve belinden bir bıçak çıkararak Makuro'nun boğazına dayar, Makuro'yu duvara kıstırır.
"Sen nesin? Kara değilsin sanki. İçimize mi sızdın yoksa seni Aya mı gönderdi? Dravon'u nereden biliyorsun? Hani Lyther senin üstündü? Bana yalan atmayı kes yoksa boğazını keserim!" der.
Makuro:
"Dur dur sakin ol! Tamam, biraz anlatmadığım şeyler var ama benim de gizlim olamaz mı? Her şeyimi sana anlatamam. Ben de üst rutbelerimden bunu öğrendim," der ve konuyu kapatır.
Hikari sakinleşerek:
"Peki. Sana şu anlık güveniyorum. Üst rutbelerin dediyse demek ki bir bildikleri var. Kurcalamak bana düşmez," der ve elindeki bıçağı tekrar beline sokar.
Ama hâlâ:
"Kanını öğrenmek istiyor musun? Bazı üstler güçlü olduğunu düşünüp senin kanını test etmezler, ileride rutbelerini kaybetmemek için. O yüzden Kara biraz düşüş yaşıyor arada. İtaatsizlik ve yeni nesil katliamı için özür dilerim, sana sormadan hemen saldırdığım için."
Makuro toparlanarak:
"Peki. Çok duymak istersen sessiz bir yerde konuşsak sana anlatacaklarım var," der.
Hikari:
"Sessiz derken neyi kastediyorsun?" diyecekken aklına gelir. Bu sessizlik, bu sessizlik değildir. Hiç duyulmadığı bir yerden bahsediyordur Makuro.
Hikari ne kadar şaşırsa da etrafına bakar.
"Tamam. Seni izliyorum, devam et. Ama yanlış bir şey sezersem ölümün kaçınılmaz olur," der.
Makuro:
"Tamam tamam, baya da kendini koruyabilecek tiptesin ama neden 11. Kara ve diğerleri seni eziyor?" diyince...
Hikari:
"Bunlar gibi eziklerin gücü anca bana yeter. Onları sevindiriyorum zaten. Güçlü olsalar beni anlarlar," diyerek ekler.
"Neyse, konumuz bu değil. Devam edelim."
Ama sonra biraz tedirginleşir.
"Sana güvendim ama kanını kontrol etmedim. Bakabilir miyim tekrar?" der.
Makuro ne kadar "Boşver, bakmasan daha iyi," dese de Hikari merak eder.
Hikari Makuro'nun kolunu tekrar tutar ve iyice inceledikten sonra damarın en kalın olduğu bölgeyi iki parmağıyla tutarak gözlerini kapar.
Aradan bir 5 dakika geçince Hikari'nin kafasında bir ses yankılanır:
"Çekil kadın. Senin işin bu değil."
Kısa ve öz bir sestir. Sesi gücünü belirtiyordur.
Hikari korkarak delirmiş gibi bir anda kendini yere bırakır.
"Efendim, üzgünüm! Bilmiyordum, beni affedin!"
Gözlerinden yaşlar akmaya başlar. Sanki yanlış bir şey yaptı ve cezası ölüm gibi titremeye başlar.
"Beni affedin..." diye eğilir yere.
Makuro şaşırır.
"Ne? Ne gördün? Neymiş? Neden bu kadar korkuyorsun?" diyerek onu kapandığı yerden kaldırmak için eğilir ve elini uzatır ama...
Hikari kafasını kaldırınca daha da korkar.
"Dur! Uzaklaş benden. Ben bir şey yapmadım. Neden bana böyle davranıyorsun?" diyerek kekeler.
Makuro iyice şaşırır.
"Ben ne yaptım? Sana bir şey yapmadım..." demesine kalmadan sesi duyan 12. Kara hızla gelerek Hikari'yi yerden kaldırır ve Makuro'ya:
"Uzaklaş ondan sen vahşi! Ne yapıyorsun ona?" der.
Makuro:
"Ben... ben bir şey yapmadım..." diye kekelerken...
Kara:
"Bir daha yaklaşma Hikari Hanım'a. Sen değişiksin. Hikari Hanım psikolojisi zaten iyi değil, daha da derinden etkileme onu," der ve Hikari'yi tutarak odasına götürür.
Hikari Makuro'dan uzaklaşırken son bir kez daha döner ve bakar. Gözleri parlıyordur adeta. Sanki beni kurtar dercesine yalvarır gibi... Senden değil, senin kanından korktum dercesine bakarak uzaklaşır.
Makuro o bakıştan çok etkilenir ve düşünür:
"Benim içimde ne var? Bu kız da düşündüğüm gibi çok parlak bir gelecek seziyorum ama benden korkması güzel bir şey. İleride bunu kullanabiliriz."
Ve arkasını dönerek uzaklaşacakken sesi duyan Misora da dışarı çıkmıştır.
"Makuro..." der sessizce seslenerek.
Makuro arkasına döner ve Misora'ya bakar.
Misora devam eder:
"Ne oldu? Kızı korkuttun mu yoksa?" diye sorar.
Makuro gülerek:
"Sanırım," der.
"Özür dilerim, bunu Hikari'ye iletir misin? Sanırım bizim bilmediğimiz bir şeyler var. Korkusu beni görünce tetiklendi. Hikari'yi sana bırakıyorum Misora, benim küçük bir işim var," der ve ekler:
"Bir de salak kocanı uyandır da arkamdan gelsin, geç kalmasın. Zamanımız az."
Ve vurgular:
"Elma yedir ki akıllansın," der sırıtarak ve uzaklaşır.
Misora hemen anlar.
"Tamam," der ve Hikari'nin arkasından biraz bakarak odaya geri girer.
Kurogami'ye bakar ama Kurogami uykusunda konuşuyordur.
"Misora, ben seni korururum... Merak etme. Makuro zaten kendi başının çaresine bakar, onu düşünme. Gel benim yanıma sarıl bana... hahahah..." diye uykusunda konuşarak gülerken...
Misora utanarak tekme atar.
"Sersem! Uyan artık hadi, yemek hazır," der ve gider.
Tekmeyle uyanan Kurogami:
"Hahaha aşkım gerçekten de benim yanıma geldin ha! Emrin olur, seni yalnız bırakmayacağım," der ve yataktan düşerek iyice uyanır.
"Offf kafam... Kafamı vurdum galiba. Oo bu yemekler de ne? Baya güzel kokuyorlar," der masaya doğru gelerek tam yemeklerden birini alacakken...
Misora eline maşa ile vurur.
"Önce ellerini ve yüzünü yıka, sonra giyin gel de yemeğini ye. Makuro seni bekliyor," der.
Kurogami elini tutarak:
"Off tamam be... Çok güzel kokuyordu, ne yapabilirim?" der ve hazırlanmaya gider.
Misora da sırıtmaktadır.
Ama bu güzel günler sizi kandırmasın...
