Cherreads

Chapter 3 - Sadece Güven..

Dışarıda kar hafif hafif yağmaya başlamıştı. Pencereye yapışan kar taneleri içeride yanan şöminenin etrafa yaydığı sıcaklık yüzünden yavaşça eriyor, ardından kayarak pencere camından kayboluyordu. Mary ilk defa ayağa kalktı. Pencereye yaklaştı. Luna ve Tony birkaç defa onun yanına girmek istemişti fakat buna izin vermemişti. Hatta küçük Elly'i bile uzun bir süre görmezden gelmişti. Geriye kalan tek elini pencereye uzattı ve soğuk cama dokundu. Gecenin sessiz karanlığı içinde kar tanelerinin yere düşme sesini duymaya çalıştı. Pencerede oluşan yansımasına baktı ve düşüncelere daldı. Steve yanında olsaydı belki bunların hiçbiri yaşanmazdı. Şu anda nasıl bir yerde olduğunu bile tam anlayamamıştı. Tek bildiği çocuklarının tehlikede olmasıydı. Çünkü Jerry ona böyle anlatmıştı. Canı sıkıldı ve tekrar odaya dönüp sinirli bir şekilde odanın içinde durmadan yürümeye başladı. Neydi bu anahtar meselesi? Neden Elly'nin peşine düşen kötü insanlar vardı? Anlayamıyordu. Bir an durdu ve:

-"Lanet olsun..." Diyerek elini masaya vurdu. Gerçekten hiçbir parça birleşmiyordu. Luna kapıyı çalmadan nazikçe içeri girdi ve Mary'nin düşünceleri yarım kaldı:

-"Bayan Mary... Şey, küçük Elly sanırım acıkmış." Diye uyardı. Ancak Mary ona sert bir ifadeyle bakınca bir adım geri çekildi:

-"Bunu görebiliyorum tamam mı?" Dedi öfkeli bir sesle Luna'ya. Luna sakin kalmaya karar verdi ve nazikçe beşikte yatan bebeği kucakladı. Sonra da tekrar Mary'e döndü:

-"Zor değil mi?" Dedi Luna en nazik sesiyle. "Zor olmalı... Ama bu bir son değil Mary. Öğlenden beri Tony ile oynadık. Çocuklarınız sandığınızdan daha güçlü. Her ne kadar onları koruyamayacak olsak da en azından onlara güvenebiliriz. Şu anda onların tek ihtiyacı var... Çocuklarınızın yanında olun." Dedi ve dönüp odadan yavaşça çıktı. Kapıyı kapatırken son kez baktı Mary'e. Genç kadın ağlıyordu. Kapıyı kapattı ve kucağında Elly ile evin içinde yürümeye başladı. Tom ve Tony'nin seslerini duydu. Mutfağa girdi. Az önce yenilmiş yemeğin kokusu hala mutfağa hakimdi. Luna'nın Tom'a emanet ettiği bulaşıklar ise hala yıkanmamış öylece tezgahın üstünde duruyordu. Az önce gelen sesler şimdi kesilmişti. Tom normal şartlar altında çok konuşmaz veya kimseyle samimi olmazdı ama şimdiden Tony'i kardeşi gibi kabullenmişti. Belki de kendisi için hayal ettiği geleceğe göre bir hazırlık yapıyordu. Luna bu düşüncelerle boğulmaktan vazgeçip kucağındaki narin bebeğe baktı. Elly... Büyüyünce gerçekten çok güzel olacaktı.

-"Umarım hayatında senin gibi güzel olur ufaklık..." Diye mırıldandı bebeğin kulağına. Arkasında birilerinin olduğunu hissetmişti ki hızlı bir hareketle arkasını döndü. Tony Tom'un gazına gelmiş, onu korkutmak için yaklaşıyordu ki yakalanmıştı.

-"Ama Luna abla..." Diye mızmızlandı. Tom da mutfak kapısından içeri girince Luna'nın o tehditvari bakışları ile karşılaştı.

-"Tamam tamam... Hemen yıkayacağım bulaşıkları." Diyerek tezgahın başına geçti. Luna tekrar Tony'e döndü:

-"N'oldu küçük cambaz? Yoksa Tom'un sana verdiği görevi başaramadın mı?" Dedi alaycı bir şekilde gülümseyerek. Masanın kenarından bir tane sandalye çekti ve oturdu. Tony de onun alaycı gülümsemesi yüzünden sinirlenmiş, kollarını çaprazlayıp bir başka sandalyeye oturdu.

-"Hey küçük adam... Bu kadar somurtkanlık yeter. Kutuyu açmayacak mısın?" Diye sessizliği böldü Luna, Jerry'nin öğlen Tony'e verdiği kutuyu hatırlatarak. Tom bulaşıklara kısa bir ara verdi ve masaya döndü. Tony'nin nasıl tepki vereceğini merak ettiği bir gerçekti. Ama ne Luna ne de Tom ondan bekledikleri tepkiyi alamadılar:

-"O kutunun içinde ne olduğu umurumda bile değil. O adam annemi ağlattı. Ondan nefret ediyorum..." Dedi. Odada sözlerin yarattığı etkiyle herkes susmuş, derin bir sessizlik oluşmuştu. Tony bu kez somurtkanlık yapmıyordu. Gerçekten öfkeliydi. Yaşına göre olgun davranıyordu. Ailesi onu bu şekilde yetiştirmişti. Ama bu derece herşeye bir anlam yüklemek her çocuk için doğal değildi. Tom ciddi bir şekilde Tony'nle baktı ve merakla sordu:

-"Ama annen o adam yüzünden ağlamadı ki Tony. Sadece biraz bunalmış olabilir. Profesör Jerry ona yardımcı olmaya çalışıyor." Dedi. Kendisi de Jerry'nin Mary ile ne hakkında konuştuğunu tam bilmiyordu ama Tony'nin bu denli annesine karşı koruyucu davranışının arkasında yatan sırrı merak etmişti. Ancak Tony karşılık vermek yerine sustu. Yönünü başka tarafa döndü. Açıkça konuşmak istemediğini dile getirmiyor, kraliyet ailesine uygun şekilde konuşmak istemediğini belirtiyordu. Ancak burası İngiltere değildi. Hatta insanların yaşadığı bir yer bile denemezdi buraya. Bu nedenle Tom onun davranışını kabalık olarak değerlendirdi. Luna da aynı şekilde düşünmüştü:

-"Tony, birisi seninle konuşurken onun yüzüne bakmalısın. Bu yaptığın saygısızlık." Dedi. Sesi gereğinden fazla sert çıkmış olmalı ki Tony ona şaşkın ve üzgün bir ifadeyle baktı.

-"Tony kimseye asla saygısızlık yapmaz." Kapıdan gelen sesle herkes irkildi. İngiltere Prensesi ve aynı zamanda Tony ve Elly'nin annesi Mary Blake öfkeli bakışlarla kapıda duruyordu. Luna'ya başta sert bir şekilde baktı ama sonra yüzünde hafif bir gülümseme oluşturmaya çabalayarak içeri girdi:

-"Bir konu hakkında konuşmak istemiyorsak muhatap olduğumuz kişiyi uyarırız. Fakat sözlerimiz istemeden kalp kırabilir. Bu yüzden nazikçe yönümüzü döneriz. Değil mi Tony?" Diye konuşmayı sürdürdü. Sandalyede hala kızgın bir şekilde oturan Tony'i kucakladı. Yanağına nazik bir öpücük kondurduktan sonra tekrar Luna ve Tom'a baktı:

-"Elbette her diyarın kendine özgü görgü kuralları olabilir. Ama Tony kimseye karşı asla bilerek saygısızlık yapmaz." Dedi. Sonra tamamen Luna ile göz göze gelince:

-"Sana bir teşekkür borçluyum değil mi? Elly'e baktığın için teşekkür ederim. Ve yanımda olduğun için..." Dedi gülümseyerek. Her ne kadar içten bir şekilde gülümsemeye çalışsa da gözlerindeki hayal kırıklığı görünüyordu. Tony annesinin kucağından indi ve onun dizlerine küçük ellerini koyarak:

-"Anne, o adam sana ne dedi? Eğer seni o üzdüyse babama verdiğim sözü tutmam gerek." Dedi. Bunu gerçek bir ciddiyetle söylemişti. Annesini bu derece üzen biri varsa, babasının ona söylediği gibi, annesini ona karşı korumalıydı. Mary, bir süre cevap vermeden Tony'e baktı. Sonra gülümsedi ve Tony'nin saçlarını okşadı:

-"Merak etme tatlım. Beni kimse üzmedi. Sadece çok şey yaşadık. Sanırım biraz yoruldum." Dedi. Tony annesine sarıldı. Olabildiğince sıkı sarıldı ki ona her zaman yanında olduğunu hissettiren olsun. Gözlerini sıkı sıkı kapattı ve fısıldayarak:

-"Ben her zaman senin yanında olacağım anne. Sen hiç üzülme tamam mı?" Dedi. Mary hala içinde biriken hayal kırıklığı ve Tony'nin şimdiki sözleri yüzünden ağlamak istese de vazgeçti. O da oğluna sımsıkı sarıldı. Odanın içindeki duygusal ortamdan herkes etkilenmişti. Tom ve Luna anne çocuğa bakarak hüzünlendiler. Odadaki yoğun sessizlik Luna'nın aniden ayağa kalkıp ciddi bir şekilde:

-"Tamam, tamam. Tony hadi bakalım yeter bu kadar duygusal an. Anneni bırakta Elly'nin karnını doyursun." Demesiyle bozuldu. Tony yavaşça geri çekilip Luna'ya baktı:

-"Luna abla... Hep böyle yapıyorsun." Diye somurtkan bir şekilde söyledi. Mary yavaşça ayağa kalktı. Luna'nın kucağından bebeğini aldı ve arkasını dönüp odadan çıktı. Aradan geçen dakikalar içinde Tony hala somurtkan bir şekilde sandalyesinde oturuyordu. Jerry'nin verdiği işlemeli ahşap kutuyu tamamen unutmuş görünüyordu. Luna sakince ona doğru uzandı ve kutuyu iterek Tony'nin bakışlarıyla buluşturdu:

-"Hey küçük adam, gerçekten kutunun içine bakmayacak mısın? Profesör Gibson senin için özel olarak hazırlanmış sanırım bunu..." Dedi gülümseyerek Luna. Tom kenardan destekleyici bir şekilde Tony'e kafa salladı ve kutuyu işaret etti. Israrlara daha fazla karşı çıkmak istemeyen Tony küçük ellerini ahşap kutunun etrafına doladı ve onu masadan aldı. Kutu öyle basit bir işlemeye sahip değildi. Üzerinde özel motifler vardı. En dikkat çekici olanı ise insan şekline benzeyendi. Motifin tam ortasında kızıl bir taş parlıyor, insana benzeyen şeklin ise tam kalbine denk geliyordu. En tepede ise büyük bir çınar ağacını andıran ve kökleri ahşabın etrafını sarmış bir motif bulunuyordu. Tony'nin küçük çocuksu parmakları motifleri izledi. Kapağı yavaşça açtığında eski, tozlu hava ciğerlerini doldurdu. Kutunun içi zarif bir kadife kumaş ile kaplıydı. Ve içinde sabitlenmiş biçimde yaklaşık 21 cm boyunda, cilalı, parlak ve iyice pürüzsüz hale getirilmiş bir dal parçası vardı. Tamamen düzdü. Üzerine aynı kutuda olduğu gibi bir kısım işlemeler yapılmıştı. Dal parçasının özellikle el ile tutulacak kısmında hafif motifler vardı. Bir sarmaşığı andıran bu işlemler dalın uç noktasında son buluyordu. Tony onu kutudan aldı ve elinde ağırlığını hafifçe tarttı. Ailesi onu asla saygısız bir çocuk olarak yetiştirmemişti ancak Tony tanımadığı ve aynı zamanda annesinin ağlamasına sebep olan bir adamdan aldığı böyle saçma birşeye elbette sinirlenmişti. Yüzü öfkeyle kızardı ve Luna'ya sert bakışlarla baktı. Konuşacak olmuştu ama Luna ona gülümsedi ve:

-"Gerçekten tam sana uygun değil mi? Hediyeni beğendin mi Tony?" Diye en nazik sesiyle sordu. Tony şaşırmıştı. Cevap vermekte zorlandı. Aklı hızla sorular arasında gidip gelmişti. Tom tezgahtan kendini iteleyip yanına oturuncaya kadar bir dal parçasına, bir Luna'ya bakıp durdu. Tom'un kuvvetli ama nazik eli omzuna dokununca irkildi:

-"Tony. Elindeki o dal parçası seni sen yapan yegane şey olacak. Sen bir büyücüsün ve her büyücü kişisel bir asaya sahiptir. Bu da senin asan olacak. Ona güzelce sahip çık..." Dedi Tom ve sandalyeden kalkarak oturma odasına geçti. Luna da aynı şekilde gülümsedi ve onu mutfakta yalnız bıraktı. Birkaç dakika sonra da dış kapının açılıp kapanma sesi gelmişti. Luna gitmiş olmalıydı. Tony ise hala asaya bakıyordu. Hayal dünyası sorulara cevap vermekten dolayı yorulmuştu. Ya da cevap bulamamaktan... Büyücülük!? Bu bir çocuk için fazla abartılı bir şaka olmalıydı. Ama görmüştü. Kilisede buna tam olarak şahit olmuştu. Luna ve Tom orada ne kılıç ne de başka bir silah kullanmadan o korkunç adamları yenmiştiler. Tony daha fazla bu sorulara dayanamadı ve yemek masasına başını koydu. Kestane rengi saçlarının arasındaki sarılar odayı aydınlatan kandilin etkisiyle parlıyordu. Elini masadan aşağı sarkıtarak asayı izlerken çoktan uykuya dalmıştı...

Bölüm Sonu...

More Chapters